Umut Benzer

Umut Benzer

Software Engineer, MSc. in Berlin

Ana SayfaKategoriler

Packard Bell’den Paramı Geri Aldım

packard-bell-logo packard-bell-logo   Birkaç ay önce garanti kapsamındaki bilgisayarımı aşırı ısınma ve aşırı ısınma nedeniyle kapanma arızası ile Packard Bell’in Türkiye’deki yetkili servisi olan Destek Bilişim’e göndermiştim. Bilgisayarım

  • benim yerine tanımadığım birine teslim edilmişti.
  • onarılmadan teslim edilmişti.
  • yasal süre olan 20 iş günü içinde tamir edilmeden teslim edilmişti.

Detayları için buraya tıklayın.

Özel Teşekkür

Tanıştığımız andan sürecin sonuna kadar her sıkıntımda bana rehberlik eden Hüseyin Sami Çaprak’a ve başlangıçta beni dava açmam için yönlendiren, bana cesaret veren ve gaza getiren arkadaşım Coşkun Demir’e teşekkürlerimi sunarım.

Bu dava, “para”dan da öte, “haksızlığa karşı” bir savaş oldu benim için.

Tembeller İçin Özet

  1. Packard Bell bilgisayarımın başına gelmedik bırakmadı.
  2. Hakkım olarak bedel iadesi istedim. Kabul görmedi.
  3. Dava açtım.
  4. Dava açılınca Packard Bell bedel iadesini kabul etti.
  5. Bedel iadesini alıp davayı geri çektim.

Meraklılar İçin Ayrıntı

Olayların detaylarını veya özetini okudunuz. Başıma gelen bu olaylardan sonra, yasalarla güvence altına alınmış haklarımdan biri olan “bedel iadesi” hakkımı kullanmak istedim. Ancak ne bilgisayarı satın aldığım yer olan Vatan Bilgisayar ne de yetkili servis Destek Bilişim buna yanaşmadı.

Elimde kalmayan teknolojik cihaz yok…

Bad Sector Bad Sector  

Şimdiye kadar bir sürü bilgisayarım oldu. İstisnasız her birinde bir arıza çıktı. İlk Asus’um kulaklık taktığım halde hoparlörden ses vermeye devam etti. 2 defa. Sonra HP’min sağ ok tuşu kendi kendine çıkıp elimde kaldı. Bir sonraki HP’min “7” tuşu elimde kaldı. Packard Bell’e geçtim. Ekran kartı bozuk çıktı, mavi ekran yiye yiye bir hal oldum, ana kart değişti. Bir süre sonra bu sefer fanı bozuldu, etrafı yanık silikon kokusu kapladı… Şu anda yeniden ısınma sorunları başlamış durumda… Samsung Galaxy S, cep telefonu olan, evet. İçindeki hafıza çipi bozuldu. İçine yazdığım veriler yazılmıyor, hiçbir değişiklik yapılamıyordu. En sonunda disk direk mount edilememeye başladı. Garantiye gitti, ana kart değişti.

Bunlar eski anılar… Dahası da var ama bunlar yeter.

Kendi bilgisayarlarım yetmezmiş gibi şimdi şirkette kullandığım bilgisayar da ayvayı yedi. Tatile çıkmadan önce sağlam bırakmış olduğum bilgisayarımı (ve diskini) tatilden dönünce nur topu gibi bir bad sector ile buldum.

Bilgisayar mühendisi olmamı babam sağladı benim...

Bilgisayar mühendisi olmamı babam sağladı benim...

Kendimi bildim bileli teknolojiye meraklıydım, televizyon nasıl çalışır, atari nasıl çalışır derken kendimi bilgisayarın başında buldum daha 7 yaşındayken... Babam anlıyordu bilgisayardan biraz. Çalıştığı yerdeki işlerini hafifletmek ve otomatikleştirmek için program yazmaya çalışıyordu. O zamanlar görsel programlama araçları ya yoktu, ya bizim haberimiz yoktu. GW Basic ile uğraşıyorduk... İnternet ne bilmiyoruz hiçbirimiz. Henüz Windows 3.1 var, Windows 95 var, öyle zamanlar yani. Bana ilk programım olan hesap makinesi yazmamda yardımcı olan babamdı...

İzmir’de Deprem, Tsunami…

Dün gece süpersonik, film tadında bir rüya gördüm. Herhalde depremden ve İnönü Caddesi'nin bitmeyen rezaletinden etkilendim…

İnönü Caddesi İnönü Caddesi   İnönü Caddesi'nde ailecek yürüyormuşuz. Bir bina görüyoruz. Bariz bir şekilde caddeye doğru eğilmiş şekilde duruyor. Anlam veremiyoruz. Poligon'a doğru ilerliyoruz. Başka bir bina daha eğik. Hem de 45 derece falan. Çelik halatlarla yandaki binaya bağlamışlar çökmesin diye. Diğer binanın da çelik halatın monte edildiği noktasında ciddi çatlaklar var ve o da az eğik. İçeride insanlar normal yaşıyor. Hiçbir şey kimsenin umurunda değil.

Birden arkamızdan çatırtılar geliyor, bir bina caddenin üzerine çöküyor. Her yer toz duman. Caddede ve binada insanlar vardı. Tırsıp adımlarımızı hızlandırıyoruz, çünkü bir çok bina caddeye doğru eğik ve ara sokaklar da bina dolu olduğu için Faltay'a (Fahrettin Altay) kadar kaçacak yer yok.