Tercih & Bahane

Bugün sudan bahanelerle güzel geçme olasılığı olan bir toplaşmaya gitmedim. Hep merak etmiştim bunu BANA yapanlar nasıl hissediyor diye. Tamam, yurtta biraz canım sıkıldı ama bunu denemeliydim. Alışkınım zaten yurtta canımın sıkılmasına. Özellikle son üç haftadır, arkadaşlar (?) sağ olsun, pek dışarı çıkamıyoruz. E dedim, peki ben niye hiç bahane bulmuyorum? Bu sefer ben bahane buldum. Bahane bulma kısmı en zevkli kısmıymış zaten. Tamam, yurtta biraz canım sıkıldı. Ama alıştım artık 48 saat boyunca internet erişimli yurt odası hücremde kalmaya. Arkadaşlar (?) sağ olsun.

  • Dersime çalışmak zorundayım, 30 dakika bile dışarı çıkmamam, zaten dışarı çıksam O KADAR UZAĞA (alt tarafı 1km.) gelemem, sonra dersime nasıl çalışırım! O 30 dakikayı çalışamazsam ne olur biliyor musun? (tabi gece 30 dakika geç de yatamıyoruz.)
  • Sırtım ağrıyor. (sanki ölüm döşeğindeyim.) (bunu dedikten sonra basketbol oynarken yakalanırsam daha da anlamlı bir bahane oluyor tabi.)
  • Saç telim ağrıyor. (en sağlam bahanelerden biridir.)
  • Parmak izimi bulamıyorum.
  • Darbe oldu.
  • Yurttan çıkışa izin verilmiyor.
  • Yemek yemem gerek. (sanki arkadaşların gittiği yerde yok)
  • Dünkü sınavım kötü geçti. (e napalım, dün dündür, bugün bugün.)
  • Dört gün sonra yola çıkacağım, hazırlanmam gerek.
  • Antalya’da güneş açtığı için gelemiyorum.
  • YouTube kapalı, gelemem.

Bakıyorum da, bahane üretme konusunda yetenekliymişim vesselam.

Not: Bu yazıyı okuduğumda benim bugün ektiğim arkadaşlarımın tamamı sanki beni hep eken ve bahane uydurmaktan geri durmayan arkadaşlarımmış gibi bir anlam çıkıyor. Lütfen burada bir yanlış anlaşılma olmasın. İki cümle önceki cümle, cümle olarak yanlış. Ama bu açıklamaya rağmen hala küsme eğilimindeyseniz bana da haber verin lütfen. Dağ dağa küsmüş olayına girmeyelim.