Finaller Bitti

Ve tatil gelir!

Tatil Başladı! Tatil Başladı!  

Final sınavlarının bitmesiyle, bir dönemin daha sonuna geldik. Henüz sınavların bitmesinin etkisi üstümde olduğundan mutluyum, umarım biraz daha sürer.

Ayrıca üniversite hayatımı yarılamış oluyorum ki, bu ayrı bir yazı konusu olacak, tek başına.

Üç hafta önce başlamıştı final stresi. Final tatili diye koydukları bir haftada, çalışmaya çalıştık başaramadık, tatil yapıp keyif çatmaya kalksak, stresten o da olmadı. Sonuçta beterin beteri bir final tatili geçti.

İki hafta önce Salı günü başladı finaller… Doğrusal Cebir ve Nümerik Yöntemler (Linear Algebra and Numerical Analysis) ile… Virgülden sonra dört haneli çok hassas işlemler yaptığımız, en ufak bir işlem hatasında tüm sorunun gidebileceği bu sınavda bizim sınıfta gözetmen olan araştırma görevlisinin (B7, diğer sınıfları bilemem) ne kadar duyarsız olduğunu şuracıkta anlatmıştım. Büyük ihtimal yazdığımla alakasız da olsa, diğer sınavlarda aynı rahatsızlığı yaşamadım. Zımbalamayı kağıdı alırken yaptılar, ya da toplu iğneleri sessizce silgilerimize iğnelediler.

Bu sınavı atlattıktan sonra Diferansiyel Denklemler (Differential Equations) vardı sırada, Perşembe günü. Benim adıma, umduğumdan çok daha iyi bir sınavdı. (Tabi bakalım sonuçlar belli olunca aynısını diyecek miyim? 😄 )

İlk haftayı Mantık Devreleri Tasarımı (Logic Circuits Design) ile kapattık. Diferansiyel sınavından çıkar çıkmaz, kendimizi derse verdik. Bir gecelik sabahlamadan sonra Mantık Devreleri çok başarılı geçti. Şu noktada Özlem’e teşekkür etmem gerekiyor. (Tuzlu sütlaç da gayet başarılıydı.)

Hafta sonu, ilk haftanın yorgunluğunu atma bahanesi ile başlayıp haddinden fazla uzayan bir sıkıntı-rahatlama karışımı ile geçti. Türkçe meali, bomboş geçti. 😄 Pazartesi günü yavaştan Otomata Teorisi’ne (The Automata Theory) çalışmamız gerektiği, yoksa Salı günü sınavın çok da iyi geçmeyeceği gerçeğini kavramaya başladık, öğrenci milleti olarak. 😄 Pazartesi günü kütüphane kapanana kadar masalardan birini işgal ettik. Kütüphanede iken görmekten rahatsızlık duyduğum birini görmeseydim, eminim o gün benim için daha iyi geçerdi ve dikkatimi daha iyi toplardım ama olsun, zamanla geçiyor nasılsa. 😃

Kütüphaneyi kapatmamız işe yaradı, Otomata da iyi geçti. Sorunun birinin bir şıkkını çok pis sıktım, ama öyle sağlam sıktım ki, sınavdan çıktığımda kendim bile doğru olduğuna inanmıştım. Belki hoca üzerinde de bir etki gösterir. 😃

Son iki sınav kala artık iyice sıkmıştı finaller. Birinci sınıfların (ve üniversitenin yarısının) sınavları Çarşamba bitiyordu ne güzel! Bizse Cuma’ya kadar İzmir’de esirdik.

Perşembe günkü Veri Yapıları (Data Structures) dersinin finali umduğum gibi, tam ayarındaydı. Sadece kağıda (özellikle saman kağıda) kod yazmayı sevmiyorum o kadar. Yazıyorsun yazıyorsun, bir bakmışsın yazdıklarını for döngüsüne alman gerek. Yukarıda boşluk da kalmamış… Eyvah eyvah… Geçen sene Algoritma’da Özgür Hoca’ya verdiğim kağıtların her bir yerinden oklar fışkırırdı. Eminim az başı ağrımamıştır okurken…

Bir de tabi Vector. deyince metotların bir listsi çıkmıyor, o da beni sinir ediyor. 😃

Perşembe sınav bittiğinde biz bitmiştik ama sınavlar bitmemişti. Can sıkıntısı haddinden fazlaydı, ama yapacak bir şey yoktu. Her ne kadar “Çalışma Umut, boşver elektriği de! (Electirical Circuits) dese de içimden bir ses, onu dinlemeyerek kütüphaneye ve oradan Özlem’lere gittik tekrar… 4 arkadaş, sabahladık.

Sınav geldi çattı ve bitti. Nasıl geçti, ben de bilmiyorum, ama bitti!

Artık özgürüz! Dün üç saatlik uykumuza rağmen gezip tozmadan edemedik. Hak etmiştik. Finallere giren herkes hak etmişti. Bugün de gezeceğiz, yarın da!

Sonra da artık Antalya’ya dönüş var. Dünyanın en güzel şehrine… Hayatımda ilk defa uçağa bineceğim.

Sınavların bitmesi insanları böyle rahatlatıyor. Ama boşluk etkisinin gelmesi uzun sürmeyecek. Üniversite hayatının yarısı bitti, bunun hissettirdikleri çok yakında yüzeye çıkacak.

Onlar ayrı bir yazı olacak. (ve muhtemelen o yazımda yine İzmir’e söveceğimden, terk etmem gerekebilecek durumlar 😄 oluşabilecek. 😄 😄 )

Herkese iyi tatiller!