Emlakçıların çakma operasyonu

Artık çok fazla blog yazamıyorum. Kişisel yazı neredeyse hiç yazmıyorum. Ama bunu yazmak istedim, dayanamadım.

Geçen hafta itibariyle ilk "ev satın alma denememizi" tamamlamış bulunuyoruz.

Denememizi diyorum çünkü evi alamadık. Ev kredisi alamadık çünkü. Neden mi?

İşte size bir emlakçının ve ev sahibinin ne kadar işgüzar, terbiyesiz ve dolandırıcı olabileceğinin hikayesi... (Ev fiyatı ile ilgili değerler oransal olarak değiştirilmiştir.)

İşte Size Hikaye

  1. Sahibinden.com'dan bir ilan görülür. Ev beğenilir.

  2. Emlakçı ile görüşülür. Ev görülür. Beğenilir.

  3. Ev için 50bin TL peşinat verileceği, 150bin TL kredi çekileceği söylenir. Emlakçıya %3 komisyon verileceği de onaylanır. Emlakçı "tapu masrafını biz (satıcı) karşılarız" der.

  4. Evi bu işlerden anlayan tüm eş dost gezer. Sıkıntı, kırık çıkık arar. Evi herkes beğenir.

  5. Emlakçı hemen "Abi ciddiyseniz sözleşme imzalayalım der." 10bin TL kapora ister. "Öh" diye kıllanan biz, sözleşmeyi görmek isteriz. Giden paranın Türkiye'de bir daha geri gelmediğini bildiğimizden sözleşmeye yanaşmayız. Efsane bir sözleşme gelir, sözleşmenin özeti şöyledir:

    Sizden biz bu parayı alırız. Emlakçı olarak kendimizi garantiye alırız. Ama olur da size geri vermemiz gerekirse, biz sorumluluk kabul etmeyiz, geriye de nah alırsınız.

    İnanmıyorsanız kendiniz okuyun. Üstteki özetin nasıl "resmi" halde vücut bulduğunu kendiniz görün. Sonuç olarak sözleşmeye yanaşmayız.

  6. Emlakçı sözünden dönerek "Keh keh biz krediyi 100bin TL çekeceksiniz diye hesapladık, keh keh tapu masrafı çok tutar, siz ödeyeceksiniz." diyerek ikinci çakma operasyonunu gerçekleştirmeye çalışır.

  7. Emlakçıya evin ipotek durumu gibi olaylarını sorduğumuz zaman, evin başka bir krediye ipotekli olduğunu söyler.

  8. Evi beğendiğimiz için gerekli pazarlıkları yaparız ve cebimizden net 210bin + banka kredisi masrafları olacak şekilde anlaşırız. İpoteğin kaldırılıp yeni kredi açılmasının yaratabileceği tapu masraflarının cebimizden çıkacak net paraya dahil olduğu, üzerine bir şey ödemeyeceğimiz konusunda özellikle anlaşırız.

  9. Bankalarla sağlam pazarlık yaparız. En düşük %'yi alırız. %0.99 olarak adlandırılan faiz gerçekte %75'lik bir çakma operasyonuna dönüşmüştür, kabul ederiz.

  10. Eksper gelir.

  11. Eksper raporunu hazırlar.

  12. Ve o da ne... Evde 70bin TL'lik haciz kararı vardır. Emlakçı bahaneleriyle hazırdır ama mağdur olmaya... Her zamanki gibi mağdur olur hemen: "Ben de bilmiyordum." Evi satan emlakçı bilmeyecek, kim bilecek, karşı caddedeki atom mühendisi mi bilecek?

  13. Emlakçı "mini çakal"dır. "E sizde yok mu 70bin TL" kaldırın hacizi, alın evi, peşinatı önceden verin." demektedir. Tuvalate gittiğinde para çıkarmayan, kazanmanın ne kadar zor olduğunu bilen ve yoldan geçen X kişisine cebinden belgesiz, el atından 100bin TL borç verirse o parayı bir daha hayatta geri alamayacağını bilen kişiler olarak bu üçüncü çakma operasyonuna da yüz vermedik.

  14. Bundan sonra hikayeler başlar: Neymiş efendim "Hükumet af yasasını çıkarmak üzereymiş.". Sonracığıma "Bu yasa çıkınca ev sahibi borcunu taksitlendirip hacizi kaldıracakmış." Hikayeler hikayeler... Yani yine geldi olay hükumette patladı. Emlakçı son çakma operasyonunu burada yaptı: Eğer haciz olayı çözülürse ipotekten dolayı çıkacak masraflar ne ev sahibine, ne emlakçıya, evet yanlış duymadınız, o da bize ait olacakmış. Önceden konuştuğumuz, üzerinde anlaştıklarımızın aksine, o da bize ait olacakmış. Emlakçı bizi şöyle sanıyor sanırım:  spend-money spend-money  

  15. Sonuç mu? Evi alamadık. Üzerine borçlu çıktık: Elimzde patlayan 600 liralık bir eksper ücreti var. Kurduğumuz hayaller, hevesimizin kursağımızda kalmasından dolayı manevi bir çöküşümüz var.

  16. Ama emlakçıya sorsan hep o mağdur, mağdur mağdur.

Sevgili okurlar, sonra neden emlakçıları sevmiyorsun derler... Başka nasıl anlatabilirim ki?