Eğer İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ben olsaydım neler yapardım?

ibb_logo ibb_logo  

  1. Metroyu bitirirdim. Eğer bitiremiyorsam, uzuyorsa bunun nedenlerini teker teker açıklardım. Metronun durumunun sürekli olarak takip edilebilmesi için internete sürekli yayın yapan kameralarla inşaat durumunu gösterirdim ki, belediye olarak yatışta olduğumuz düşünülmesin, çalışmamız görünür olsun. Her sene "Gelecek sene bitecek.", seçim zamanı "Seçimlerden bir ay sonra bitecek." deyip, aylarca, yıllarca süründürmezdim.

  2. İzmir'in yeşil alan kabızlığını çözmeye çalışırdım.

  3. İzmir'in leş gibi kokan denizine bir çözüm bulmaya çalışırdım.

  4. Halkın kolaylıkla iletişim kurması ve belediyenin yaptığı güncel işlerin durumlarını görebilmesi için bir web sitesi kurardım ve halkla daha iyi iletişim kurardım. Böylece insanların başka yerlerden duydukları söylemlere inanması gerekmezdi.

  5. Vapur seferlerini artırrıdım. Göztepe'deki iskele şaka gibi, sefer yok neredeyse. Koca körfez var, yazıktır yararlanmamak. Güzelbahçe, Urla, Çeşme, Foça gibi başka yerlere de belirli sıklıklarla sefer düzenlerdim. (Sefer sıklığı espri gibi, günde 2 olmazdı.)

  6. Adam gibi bir e-belediye uygulamasına geçirirdim belediyeyi. Şöyle ki, Google Maps veya Google Maps alternatifi kendi uygulamamızda A noktasından B noktasına toplu taşımayla nasıl gidilir bunun tarifini verirdim. (güncel otobüs ve trafik durumuna göre) Tüm İzmirlilerin trafik durumunu görebilmesini sağlardım. Bunu işi bilen adama yaptırırdım ki sonu Coğrafi Bilgi Sistemi'ne benzemesin. Bu tarz bir çok uygulama olabilir.

  7. Ben de belediye olarak bisiklet kiralama yerleri kurardım ama ben içine bisklet de koyardım. Aylardır Göztepe İskele durağında bir tane bisiklet göremedik.

  8. Zabıtalara ayarı çeker ve işlerini adam gibi yapmalarını sağlayarak izinsiz seyyar satıcıların ve kaldırımı katleden esnafın sonunu getirirdim.

  9. İzmir'de ciddi bir otopark sıkıntısı var. Çıkardığım bir karar ile, bundan sonra yapılan tüm binalarda Daire Sayısı * 1.5 sayısında aracı alabilecek yeraltı otoparkı olmasını zorunlu kale getirirdim.

  10. Eski binaların olduğu yerlerde (mesela İnönü caddesi) park sorununu çözmek için bir kilometre çapında alanları kapsayacak şekilde katlı otoparklar inşa edilmek üzere bazı binaları istimlak ederdim. Mahallelinin bu otoparklara arabasını koyması için abonelik alması halinde de park ücretini çok cüzi tutardım. (Atıyorum mahalleli için aylık 10 veya 20TL) Dışarıdan gelenler normal bir fiyat üzerinden.

  11. Trafik'e ayar verirdim ve kaldırımı katleden, park yasak yerde park eden ve diğer tüm bilimum kurallara uymayan sürücülere kan kustururdum. Trafik bunu yapmıyorsa, halka şikayet eder, medya yardımıyla işlerini zorla yaptırtmaya çalışırdım.

  12. İnsanların kendilerine "Napıyoruz la biz burada?" diye sıklıkla sorabilecekleri daracık yokuşlardan oluşan yerleşim alanlarının (Murat Reis Mahallesi vs.) imar planını baştan tasarlardım. (ve içine bol yeşillik az bina katardım) Eski binalar yıkıldıkça, yeni binalar yeni imar planına göre inşa edilirdi ve kademeli olarak buralar adam olurdu.

  13. Temizlik işlerini adam ederdim. Çöpler dolup taşmazdı.

  14. Yağmur suyu işlerini adam ederdim. Buca'yı (ve diğer tüm İzmir'i) her yağmurda sel basmazdı.

  15. Metro'nun son sefer saatini 2'ye falan çıkarırdım.

  16. Çöpünü yola atan, çekirdek çitleyip yere/denize atan, kısacası şehre zarar veren her İzmirliyi de kabahatler kanunlarına göre cezalandırarak bunu yapmalarına engel olamaya çalışırdım.

  17. Belediyenin gelir elde etmesi ve kendi kendine yetmesi için, bahçecilik, kaldırım, asfalt gibi işleri kendisinin yapmasını sağlayacak belediyeye bağlı üretim tesislerini kurar/arttırırdım.

  18. İnsanların fikirlerini sunması (ve adam gibi dikkate alınması için) bir geribesleme sistemi kurardım. Github'ın şehircilik versiyonu...

  19. Kentkart'ın internetten para yüklenebilir, online işlem yapılabilir hale gelmesini sağlardım.

  20. Her yere özel arabalarla ciplerle gitmezdim, halkla iç içe olmak, onların derdini anlamak için o trafik sıkışıklığında küfrederdim, yaya olur esnafın kaldırımın ortasına koyduğu engellerle boğuşurdum, bisikletli olur arabaların arasında ezilme tehlikesi geçirirdim, Eshot'a biner ayaktakiler arasında ezilirdim, Pazar günü hiç gelmeyecek vapuru beklerdim, belediye çukuruna takılıp düşerdim. Kısacası şehrin standart bir bireyinin her gün yaşadıklarından kopmamaya çalışırdım. ...ve bunu gazetelere poz vermek için yapmazdım, gerçekten yapardım.

Bunlar beş on dakikalık düşünme ile aklıma gelenler... Kimbilir daha neler neler yazılabilir bu listeye... Ben kendi adıma belediyenin sağlam yatışta olduğuna "dövlet bize bahmiyi, bize ödenek görmiyi" argümanını da bahane olarak kullandıklarına inanıyorum. İzmir'e bakmıyorsa, Eskişehir'e de bakmıyor devlet. Bu listedekilerin bir kısmı yapılabilir, bir kısmını yapmak belki gerçekten mümkün değildir. Sonuçta burada atıp tutmak kolay. Ama iletişim eksikliği hiçbir zaman affedilemez, kabul görmez. Eğer bu adamlar, bu sorunları çözemediyse, en azından "neden olmadığını" söylemek zorundalar. Neden metro yıllardır bitmiyor? Cevap yok, bir açıklama yok. Neden İzmir'i her yağmurda sel basıyor? Sayılarla, istatistiklerle ne gibi işler yapıldı? Cevap yok. Kaldırımlar neden böyle? Bu konuda kim ne yapıyor? Bilen yok...

Kısacası rezillik diz boyu, takan yok.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Eğer İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin gelecek belediye başkanı siz olsaydınız, ne yapardınız?