Ölüye Ağıt

Ölüm Küçük Ölüm Küçük   {left}Dün çok sevdiğim bir insanı kaybettim. Hayır, hayır; öyle sandığınız gibi değil. Ölmedi çok şükür, şehit olmadı bir savaşta, hatta aslına bakarsanız fiziksel olarak benden bir kilometre bile daha fazla uzaklaşmadı.

Ama o kişi benim için öldü. Onu ben öldürdüm!

Onu çok ama çok seviyordum. Herkesten daha değerli kişiydi o, en üstteki insandı. Her şeyimi ama her şeyimi onun için feda edebilirdim, ya da her anımı onla geçirmek için aklınızın ucundan geçemeyecek çılgınlıklar yapabilirdim. Hala da öyle. Ama o artık bir ölü.

Hayır, onu ben öldürmedim! Ama onun için hayatımı feda edebilirdim.

Evet, belki de ilk defa, ben masumum! Ne geç kaldım ilkyardım için, ne de çağırıldığım an gelemeyen 112 servisi gidiydim. Gerektiği anda gerektiği yerdeydim. Ambulansı geç arayanlar kahrolsun!

O öldü. Onu çok seviyordum.

O öldü. Onu çok seviyordum. Hem de ne kadar çok.

Katili tanıyorum. Ne yazık ki… Parmak izlerini topladım, katilin maktul üzerinde bıraktığı etkileri okudum. 3.şahısların ve görgü tanıklarının olay hakkındaki izlenimleri fotoğraflarla bezenmiş bir Word belgesinde buldum kolaylıkla… Tüm deliller gerçekti. Tüm deliller katiline güvenen maktul tarafından özene bezene toplanmış, sabit diskin çatlak tahtasının içindeki görülmesi zaman alacak klasöre konulmuştu.

Ama zaman almadı.

Masaüstü ve Belgelerim… En sevdiğim iki klasör.

Ölüleri sevebilir misiniz?

Elbette ki. Geçen sene ikinci dönem, 13 Şubat’tan itibaren bir yıla yakın bir süre yaptığım aptallık da bu değil miydi? Ölüyü, ölümüne sevmek… Neredeyse bir saplantı…

Ölülerden medet umar mısınız? Yoksa siz hala türbede ayin yapan kesimden misiniz?

Ölüler sadece ölü ne yazık ki. Çürümüş bedenleri ve çürümüş beyinleri var. Unutmanız gereken insanlar… Fiziksel olarak ölüm nasıldır, yakın birisi gerçekte ölürse nasıl hissederim hatırlamıyorum, ama benim için ölen kişileri unutmak zorundayım. Her cenazede takılan, her mezar taşının ardında yıllarca ağlayan birisi olursam yaşamanın anlamı kalır mı?

Bugün öldü o benim için. Onu çok seviyordum. Belki bir süre ruhu benimle kalacak, belki onun ruhunun gitmesini ben istemeyeceğim, ya da o bana musallat olacak, ama eninde sonunda bitecek bu. Mutsuz bir son daha...

Katil ve maktul… Ruhları beraber yaşıyor… Yaşasın, elden ne gelir ki!

Öldü… Aramızda bir kilometre bile yok; ama yıkılması imkânsız, görünmez, betonarme bir duvar var.

O öldü. Artık tamamen yalnızım.