🎈 Hayat

Çapaklı Elektrik

Çapaklı ElektrikSloganları duyabiliyorum uzaktan… Binlerce Kepezli belediye binasının önünde toplanmış bağırıyor:

– Teedaş şaşırma sabrımızı taşırma!
– Teedaş şaşırma sabrımızı taşırma!

Dün saat (gece yarısını geçtiği için bugün sayılır aslında) 00.00 sularında elektrik gitti. İki saate yakın bir süre gelmedi. Hayır İnterneti geçim, bilgisayarı geçtim, buzdolabını bile geçtim, yaşamak için elektriğe ihtiyacımız var bizim! Hava 40’lı derecelerde Antalya’da! Sıcaktan ölüyoruz ve serinlemek için her daim klima/vantilatöre ihtiyacımız var. Uyuyamıyoruz bile vantilatörsüz!

2 saat geçti dedim elektrik yokken… Amerikalı değiliz çok şükür. Yoksa paniğe kapılır sokağa dökülmek zorunda kalırdık habire. Öyle ya, bir elektrik kesilmiş binlerce Amerikalı sokağa dökülmüş… Biz mi? Türk insanı akıllıdır, elektrik kesintileri koymaz ona.

2 saat sonra zor zahmet gelen elektrik “çapaklıydı” maalesef. Demek istediğim şu ki, elektrik var, ampül yanıyor, klima çalışıyor, ama adaptörle çalışan ve yüksek amper çeken bir çok cihaz (örnek: modem) çalışamıyor! Çünkü voltajı ve akımı düzgün stabil bir elektrik veremiyorlar.

Mikrodalgayı açıyoruz, elektrik aslında var olup da insani değerlerde olmadığı için (bundan sonra çapaklı diyorum kısaca) mikrodalganın içindeki yemek dönüyor dönüyor dönüyor, ama cihaz o elektrikten dalga üretemiyor. Çıkar yemeği, buz gibi hala.

Modem de öyle… Çalışıyor… Işıklar tamam… Ama ikide bir kendini yeniden başlatıyor. Neden? Bozuk mu? Hayır! Elektrik çapaklı çünkü! Modemin çalışması için gerekli standartta değil. henüz bozulan cihazımız yok, ona da şükür!

Gece 00.00’dan bu yazıyı yazdığım şu ana kadar (23.30) defalarca elektrik geldi gitti, belki onlarca kez voltaj düştü ve elektrik bir defa bile standartlarda gelmedi. Kablosuz modem hiç çalışmıyor. (Power ışığı sürekli yanıp sönüyor) Kablolu modem ise çalışıyor ama ikide bir yeniden başlıyor. Hoparlör bözürt buup gibi garip garip sesler çıkarıyor vs vs…

Merak ediyorum da acaba hangi hizmeti düzgün alıyoruz?

Klişe bir hizmet listesi vardır… Biz ona “Elektrik, yol, su” deriz. Bu yüzyılda onlara bir de “İnternet”i eklemeliyiz.

Elektrik? Antalya gibi Türkiye’ye gelen turistlerin %33’ünü alan, sadece yerlisiyle 1.5 milyonluk bir turizm başkentinde elektrik kesintisi… Hem de 2 saat! Ardından 1 gün boyunca çapaklı elektrik… Bu arada defalarca minik kesintiler artı bir saat daha büyük kesinti! Bu sıcakta!

Su desek, Ankara’ya dayamışlar Kızılırmak’ı!

İnternet desek VDSL geleli bizden çalıyorlar hızı! Özellikle gündüz çekilmez hale geldi İnternet. DNS sunucusuna bağlayamayıp saniyelik “Sayfa Görüntülenemiyor”lar vermesi de cabası! Engellenen siteleri artık saymıyorum bile. “Özgürüz” ya!

Yol? Hmm… Karayolları’na laf sokamayacağım, TCK’yı cidden seviyorum, iyi çalışıyorlar. Onları tebrik ediyorum.

Çapaklı Elektrik” Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı “Bana Bir Şeyhler Oluyor” isimli tiyatrosunda geçmetedir, izlemeyenlere izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.

Çapaklı Elektrik 5 yorum aldı.

  1. Herşeyi fazla abartmışsın. Rahat içinde yaşamaya alışmışsın,hiçbirşeyden haberin yok. Klima diyorsun,natilator diyorsun ne güzel. Acaba düşündün mü millet ne halde diye,nasıl duruyor diye. Bir bilmuh ogrencisi olarak kaç gün elektriksiz susuz kaldığımı bilirim üstelik anadolunun dışlanmış unutulmuş bir ilinde ilçesindede değil Babaeski gibi önemli konuma sahip bir ilçede. ANtalya elbetki turizm kenti herşeyi tam olması gerekiyor,ama onlarında elbet ufak tefek sorunları olacaktır hiçbirşey tam mukemmellik gösteremez bunlara kişiler olarak bizde dahiliz.
    Sokaklarda eylemlerden bahsediyorsun,emin olki buralarda onları 2 saat için yapmazlar iki saat sorun değildir millet için. Eğer elektrik arızası istemiyorsan ,bilgisayarın ve modem(ler)in için bir UPS almanı öneririm.
    Sağlıklı ve elektrikli günler görmen dileklerimle…

  2. Sayın birisi:

    Bu yazıyı yazmadan önce Discovery Channel’da gökdelen inşalarından bir belgesel izledim. Adamlar bulutun üstüne çıkan yükseklikte bir gökdelen inşa ettiler. Gökgelen deprem, rüzgar gibi şeylerin yanında *uçaklara* dayanıklıydı! Adamlar uçak saldırısına karşı bile dayanıklı bir bina yaparken aklıma depremde yıkılan binacıklarımız, daha sonra da en ufak yağmurda kesilen elektriklerimiz kaldı.

    Tamam varolanlarla yetiniyoruz iyi hoş da, adamlar coşmul gitmiş biz daha elektrik bile veremiyoruz doğru düzgün. Ülke susuzluk ve enerji yetersizliğinden kıvranıyor, idare ediyoruz tamam ama yeterli değil… Olur öyle şeyler yerine “höst nooluyor!” diye biz çemkirmedikçe de uyuyan kabullenmiş halka hizmet vermek için çaba göstermemeye devam edecekler.

  3. Sanırım yazıyı okuyunca biraz fazla celallenmişim, sonradan dikkat ettim gergin olduğun bir anda yazdığını not düşmüşsün. Bu yüzden kusuruma bakma.
    Televizyonla pek alakalı biri olmadığımdan dolayı dediklerini ne duydum ne gördüm, ama eminim ki dediğin şeyler yapılmıştır ve daha yenileri üzerinde çalışılıyordur. Gerçekten takdire değer şeyler bunlar.
    ülkemize gelince,dediğin gibi alt yapıyı tam oturtmadan bu gibi şeylerin yapılması gerçekten zor. Beni sana demek istediğim o kadar kısa bir kesinti için bu denli çemkirmenin yersiz olduğuydu ki bunun nedenini de notu gördüğümde anladım. Bu gibi şeyler için ufacık şeylerle susturulan halkımızın ayaklanması çok zor görünüyor. Sadece senin yada benim isyanlarımla olacak şeyler değil bunlar. Birlik içinde olunarak yapılabilecek şeyler.
    Umarım derdimi anlatabilmişimdir. İyi çalışmalar…

  4. Allah bilir siz şu hidroelektrik santrallerine ve nükleer enerji santrallerine karşı çıkanlardansınızdır bu santraller kurulmaz ise daha çok elektriksiz kalırsınız ve doğal gazla elektrik üretilmeye devam edilir.

    1. Öncelikle Tedaş'ın trafolarda başarılı olamayıp garip faz aralıklarıyla elektrik vermesini sırf laf sokmak adına nükleere ve hidroelektriğe bağladığınız için tebrik ederim. Sonra cevabımı veririm: Nükleere kesinlikle karşıyım. Japonya'yı gördük Fukuşima'da. Benzer bir felaket burada da olabilir. Nükleer sızıntı bir defa başladı mı, ülkenin geleceğini ve sağlığını karartacaktır. Ben bu tehlikeyi göze almak istemiyorum. Hidroelektrik için, doğaya en az zarar verecek, yerel çevrenin çıkarını gözeten şekilde adam gibi planlandığı halde karşı değilim. Öte yandan, güneş, rüzgar ve dalgadan enerji üretmek gibi daha da çevresel yöntemler ön plana çıkmalı diye düşünmekteyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir