🎈 Hayat, 🧐 Kişisel

Bağlanmak ve Özgürlük İkilemi

İnsanların birçoğu özgürlük istiyor. Nice savaşlar yapılıyor bu uğurda. İnsanlar başkalarına bağlanmaktan çekiniyor. Kendi kararlarını vermek istiyor. Bazıları sırf bunun için evden kaçıyor. İnsanlar hayatlarını olabildiğine yaşamak istiyor… Özgürce! İstedikleri gibi…

Ama özgür olmaya bu kadar önem veren insanlar birilerine bağlanıyor. Sevdikleri oluyor, sevgilileri ya da biricik aşkları… Onlara danışıyorlar, her şeyi iki kişilik düşünmek zorunda (?) kalıyorlar ve başlarına buyruk hareket edemiyorlar. Bazen bağlanmak insanları değiştirebiliyor, bazen sıfırdan bile yaratabiliyor…

Bir ikilem var ortada. Uğruna savaşlar verilen özgürlüğü kaybetme, kısıtlanma korkusu ve diğer yanda hoşlandığınız o insan, ona bağlanıvermek…

Bu ikilem çok mantıksız! Üçüncü şahıs için kısıtlanma, özgürlük kaybı ya da “başı bağlılık” olarak tanımlanabilecek o “özgürlük kaybı” sevenlerin zorunluluktan değil de yapmaktan hoşlandıkları için (hatta farkında bile olmadan) yaptıkları bir şey olmalıdır.

Bir insanın zincirle ağaca bağlanması ile sevdiğine bağlanıp dünyayı bir çift olarak görmesinin aynı kapıya çıkması mümkün mü?

Özgürlüğünden vazgeçmemek için (?) sevdiklerine tekmeyi basanlar var.

Bir ilişkinin “özgürlüğünü terk etmek” olarak görülmesinin o ilişkiden hayır gelmeyeceğinin bir göstergesi olabileceğini düşünüyorum.

Bence seven insan hoşlantıyı, aşkı, sevgiyi özgürlük kaybı olarak değil; hayata katılan değer olarak görür. Tersini düşünmek bana garip geliyor.

Bağlanmak ve Özgürlük İkilemi 3 yorum aldı.

  1. İnsanların öncelikleri, hayata bakışları, veya beklentileri çok farklı olabilir. Eğer kendinle paralel ya da aynı tutkulara sahip birini bulursan, birliktelik ya da o kişiye bağlanmak asla sorun olmaz. Tek bir kişi gibi düşünüp, hayatınızı birlikte yaşayabilirsiniz. Biraz büyük farklılıklar, sizi bir seçim yapmaya zorlayabilir. O zaman sevdikle mutlu bir yaşam mı, tutkularla mutlu ama yalnız bir yaşam mı seçmek gerekir. Kanımca kimse de bu seçimlerinden doalyı yargılanmamalıdır. Çünkü hayata bir kez gelinir ve bunun maksimum verimlilikle yaşanması lazım gelir. Herkesin verim anlayışı kendinedir tabii.

  2. Birine bağlanmak özgürlüğünü yitirmek değildirki.Ben evliyim yani birne bağlıyım ancak olabildiğince de özgürüm.İstediğim herşeyi yapıyorum.İki kişilik düşünüyorum bu doğru ama bunu mecburiyetten değil sevgimden yapıyorum.Ve bazı şeyleri iki kişi yapmak ona daha da değer katıyor,daha da güzelleştiriyor.Yalnız kalmak istediğimde yalnız kalıyorum konuşmak istemediğimde susuyorum.Bir şeyi yemek istediğimde yiyorum(eşim o yiyecekten nefret etsede)Aynı şeyler eşim için de geçerli.Bence istemediğin halde sırf eşin istiyor diye hiç tarzın olmayan bir filme gitmek özgürlüğünün kısıtlanması değil büyük bir değer verme göstergesidir.O yüzden ben filmimi seyrederim romantik romantik 🙂 eşim uyur sinemada.Ya da o filmini seyreder vurdulu kırdılı ben uyurum 🙂 bunlar güzel ince noktalar .Hiçbir zaman birbirimizin alanlarını daraltmayız.Kısacası düşündüğümüz yere kadar özgürüz.Düşünmediğimiz şeyler zaten özgürlüğümüzü kısıtlamaz…

  3. matematiksel olarak bakarsak
    bağlanmak ve özgürlük ikilemdir(dedik en baştan)
    sevgili=bağlanmak ise
    sevgili ile özgürlük arasında da ikilem vardır. bu kadar…
    haaa özgürlüğü sevgili yapıp ona bağlanırsak peki??? bu da bir sonsuzlam gibi bir paradokstur sanırsam ama yine de bağlanmak güzel birşey değil yav… belki yaş 30’a dayanınca aranan birşeydir bilemiyorum ama hala senin ikizler burcu olduğundan şüpheleniyorum 😀 belki yükselenin ikizlerdir 😀

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir