11 Metrekarelik Kalkan

Ege Kampus Gece Ege Kampus Gece   11 metrekarelik bir kalkanla korunuyorum hayattan… Tabi bu kendi seçimimse!

Dışarısı karmaşıklık içinde. Sadece uzaktan bakmak, baş ağrısı ve stresten başka bir şey değil, bundan eminim. Gece gece bir tur attığınızda; neler vardır, hiç bakar mısınız çevrenize? Üçüncü kişi olarak, kendi gözlerinizle ama. Kimse olmadan, kendinizi kimsenin yerine koymadan. Bir film izliyormuşçasına soyutlayabilir misiniz kendinizi o gecenin akşamından?

Hava sıcak. Bahar gelmiş, belli. Zahmet oldu herhalde! Mayıs’ın 9’u olmuş, yağmurlar anca bitti. Gerçi şikayetim yok, bana göre hava hoş.

Cırcır böceği sesi duyulmuyor. Onun yerine uzaktan gelen şehir sesleri var, bir ambulans sireni, araba motorlarının birbirine girmiş sesleri, çok uzaktan hafif bir müzik -Forum Bornova’dan olabilir-, kahkaha sesleri, gülüşmeler, _sesinin yüksekliğini kontrol etmekte zorlanan bir ortam çocuğu_nun anlattıkları var.

Yurdun bahçesine neredeyse her bank dolu. Gece gündüz aralıksız sohbet devam ediyor olsa gerek. Yurdun kapısında bir polis otosu var. İki genç polise harala gürele bir şeyler anlatıyor. Birisinin yolu karakola düşecek olabilir!

Dikkat et! Salak herif, tek yönlü yola ters yönden girmiş. Bir gün birine çarpacağım ama, inşallah sakatlamam… Trafik işaretlerinden haberiniz yok mu sizin?

Kampusun içinde attığım turda kimse bana eşlik etmiyor. Sağa sola bakınıyorum ama önüme atlama olasılığı olan bir kedi bile yok. Uzaklarda bir kız Küçük Park’a doğru yürüyor. Bu saatte bu yollar biraz sakat olabilir, ama pek takmıyor. Kendisi bilir.

Tıp fakültesinin önünde yaş ortalaması bir anda 40’lara fırlıyor. Teyzeler amcalar, bir banka üçer beşer oturmuşlar, garip garip etrafa bakınıyorlar. Önlerinden geçiyorum.

Kampus bittiği anda sakinlik yerini karmaşaya bırakıyor. Kocaman bir göbeğin etrafında karman çorman bir trafik! Arkasında Küçük Park. Cumartesi akşamının bitmez eğlencesi! Nesi eğlenceli acaba?

Kampüs uyuyor gibi. Ama uyurken bile kalp atışı devam ediyor. Kampüsün damarları yollardan, az da olsa insanlar geçiyor. Yiyişenler hala yiyişiyor, şakalaşanlar hala şakalaşıyor, bisikletliler turlarına devam ediyor, bazıları basket maçından dönüyor, birkaç taksi insanları otogara yetiştiriyor, öpüşenler yine öpüşüyor, içenler içiyor… Motorlu abiler yurtlara yiyecek yetiştiriyor.

Hayat gece gündüz demeden devam ediyor. 16 saat uyumadan.

Yol bitiyor, bariyer kalkıyor ve yurdun bahçesi tekrar görünüyor. Az sonra da yurt binası. Sonra 11 metrekare. Haftasonu değişmez özgünlüğüyle (!) devam ediyor.

Ne yani? Havai fişek atıp kutlayayım mı?