Beynimden Canlı Yayın

Bu başlık o kadar hoşuma gitti ki, dayanamadım bir yazımda kullanayım dedim. “Beynimden Canlı Yayın”. Aklımızdan geçen cins cins, kopuk kopuk, parça parça düşünceler. Toplasan bir tane düz yazı etmeyecek bir sürü anlamlı şey.

Mesela başlığı beğendim derken, aklıma eskiden bir ara okuduğum bir enteresan blogcu geldi. Şimdi bu blogcu (adını vermeyelim ayıp olur), kendince bir kelime türetmiş. Bu kelimeyi o kadar sevmiş, o kadar sevmiş ki, blogunun başlığı yapmış. (Ya da alt başlığı olabilir, herneyse.) Sonra başka bir blogcu, bu kelimeyi adamın blogunda görmüş, beğenmiş ve o da kendi blogunda kullanmış.

Uzaktan ne güzel görünüyor. Türkçe’ye güzel bir katkı gibi. Birkaç gün sonra bu kelimeyi icat eden blogcu ne dese beğenirsiniz? “O kelime benim! Ben türettim, kullanamazsınız!”

Haydaa! 21. yüzyılda artık kelimelere de telif hakkı uygulanıyormuş? Artık kullanmadan önce kelimelerin kimler tarafından türetildiğini de mi söyleyeceğiz? Bak sen şu işe. Komediye.

Sonra fark ettim ki, zaten o yazarın kelime türetmek, Türkçe’ye bir şeyler kazandırmak gibi bir derdi yokmuş zaten. Blogu yazım hatasıyla doluymuş. Kendisi de artistmiş.

Beyinde bir başka kanala geçelim.

Bu hafta sınav haftam. Diyeceksiniz “Ulan sınav haftası bile her gün yazı yazıyon! Git az ders bak.”. Hemen açınız ve yazıların “içeriklerine” bakınız. Normal günlerde özene bezene yazdığım yazılara göre içeriklerinin ne kadar tırt olduğunu göreceksiniz. Olmayanlar da taslaklarda bekleyenler. Çalışıyorum yani. 😄 Bu sene de alttan ders kalmayacak.

Başka bir kanala geçelim.

Küçükpark’ta Ohannes Burger diye bir yer açılmış. Orada gidin, Swiss Menü yiyin. Cidden şahane bir tadı var, ayrıca Burger King’de ödediğinizin yarısı. Antakya Dönercisi’nin çaprazında, Şok’un yanında. “Yerini bulamam.”, ya da “Üşeniyorum ben abi gitmeye.” diyorsanız Yemek Sepeti’nden de getiriyorlarmış.

Yemek demişken… Antakya Dönercisi’ni hala denemeyeniniz varsa ben ne diyeyim? 😄

Yeni kanal.

Cumartesi günü sınavlarım bitiyor. Evet Cumartesi. Bizim bölümün “her güne bir tane sınav koyma” gibi bir politikası olduğu için (ki iyi ki var) hafta sonu da sınava geleceğiz. Son sınavımız mikroişlemciler. Sınavda 8086’ya compiler oluyorsunuz. Size çeşitli ASM kodları veriyorlar, siz de onları 11010101011 olarak geri veriyorsunuz. İnsan compilerlara (derleyici) ister istemez saygı duyuyor. Bir sınav kâğıdı vereceğiz, yarısı 1 yarısı 0’larla dolu olacak. Okyana sabır!

Yeni kanal.

Geçenlerde Office 2010 Beta’sını denedim. Abartmıyorum, tıkladığınız anda açılıyor Office programları. Bekleme denilen şey yok. Bir de Power Point’te cins cins hatalar olmasaydı kullanmaya devam edecektim. Olsun Office 2007 de fena değil.

Yeni kanal.

Biliyorsunuz Ubenzer dört aydır Ali Barın’ın sponsorluğunda barınmaktaydı. Ali Barın’a çok çok teşekkürlerimi sunarak, dördüncü ayın sonunda kendi kanatlarımla uçmaya karar verdim. Araştırmalarım ve Caner’in tavsiyeleri sonucu uçtum uçtum Hostgator’a kondum. Aşağıda da ilk defa kendi sunucumda host ettiğim bir videoyu paylaşacağım. (Sınırsız web alanı ve bant genişliği sağlıyorlar ayıptır söylemesi.) Bundan sonra videolar benden.

Bitirirken

Fatih Terim: In The Tabele

http://www.youtube.com/watch?v=jnIWaXz9gy8

Video Kaynağı: bobiler.örg