Sene Biter…

yeni-yil yeni-yil   {right}2010 bitti.

Seneye nasıl girersen, öyle devam eder derler ya. Kısmen doğru çıktı. 2010’a Sun Express’in Almanya’daki hava koşulları dolayısıyla rötar yapması sonucu, Antalya’nın çevre yollarında girmiştim. Sene yollarda geçti. Ehliyeti Torbalı’dan aldım. Habire gidip geldim. 2 saat gidiş, 2 saat geliş… İlk defa İstanbul’a gittim.

Çok da yollarda geçmemiş. Abartmışım. Zaten seneye nasıl başlarsan öyle gidecek diye bir şey yok. Çok şükür yok.

İnanmam ben öyle şeylere… Batıl inanç 0 ile 100 arasında değerlendiriliyorsa, bende -1’dir. Ama arada eğlencesine takılırım… Mesela kafama kuş sıçarsa alırım bir piyango. Kaçmaz. Olsaydı, giyerdim kırmızı donumu bu gece.

Ama işime gelmez genelde inançlar. Kara kediymiş, nazar boncuğuymuş, “göz varmış”, “cin çarparmış”, kapalı yerde şemsiye açılmazmış bunlar bana boş iş gelir… İnanana saygım sonsuzdur, aşağılayan gözle falan bakmam, komik gelir, ama inananla inanmak da zevkli olur bazen kişisine göre…

O yüzden, bana muska da yazabilirsiniz, büyü de yapabilirsiniz. “Bilmemne bacağı”, “bilmemne sidiği” içmeyeyim büyünüz için, kâfi. 😄

Hayır ne alaka konu büyüye falan geldi, ben de anlamadım. Yeni yıl diyordum ben en son.

Talih Kuşu Talih Kuşu   {right}Yeni yıl… Hoşça kal 2010, hoş geldin 2011. Klasik laf değil mi! Geldin de bana mı geldin 2011? Dünya bir anda pembe mi olacak, yoo tabiki. Durmak yok yola devam, her şey devam edecek. Süper demokratik ülkemizde, akılcı çözümlerle alınan tüm kararlara boyun falan eğeceğiz…

2011 için müthiş hedefler belirlemeliyim. Herkes hedef koyuyor ya kendine, eksik kalmayayım diye. (Biliyorum siz belirlemediniz.) Hiçbirine uymamak için.

Mesela cidden özeniyorum sportif aktivitelerle arası iyi olanlara… Şöyle düzenli olarak sabahları koşu falan yapabilecek, ne bileyim, haftada bir basket maçı oynayabilecek, ağırlık falan çalışabilecek, haftada bir bisiklet turuna çıkabilecek anti-üşengeçlik bende de olsa ne olurdu sanki…

Üşengeç olmadığım konular çok aslında: Sorumluluk olarak gördüğüm çok her şey. Projeler, ödevler, tez, evin toplanması, faturalar vs. Ama iş spora, hareket etmeye, azıcık erken kalmaya, kendime vakit ayırmaya gelince her metre bir kilometre oluyor.

Falan filan. Ne dediğimi ben de bilmiyorum. Saçmalıyorum. Olsun, saçmalamak da güzel.

2011’de bir şeyi deneyeyim. Hedef medef değil ha. Fizibilitesini yapmadan kafadan hedef koymam ben. Deneme sadece…

gobek gobek   {right}Şöyle düzenli olarak bir şeyler yapmayı deneyeyim. Mesela haftada iki koşu yapayım ya da ne bileyim, 5 kilometre bisiklet turu yapayım vs vs.. Bir şey yapayım. (Göbek hariç.)

Bir gün de kahvaltıda konserve mısır üstüne ton balığı yemeyeyim mesela. Kendime de adam gibi kahvaltı hazırlamaya üşenmeyeyim, kendime de tost yapmak için uğraşayım mesela. Geçiştirmeyeyim, tek başımayım nasılsa diye.

Azıcık kendimle uğraşayım. Projelerin önceliğini (bizim orada priortiy derler, yeğen) azıcık azaltayım. Kimse fark etmesin, o kadar az azaltayım, ama azıcık azaltayım.

apacimtrak apacimtrak   Acayip özeniyorum, sakalına şekil vermekle uğraşanlara, ya da her gün sakallarını kesmekle uğraşanlara… Saçını uzatıp sonra her sabah tarayanlara… Ayakkabısını silenlere. Üzerine kapının arkasında asılı olanı direk giymek yerine, dolaptan özene bezene seçenlere.

Bu sene kendime bakıp bakımlı olmayı deneyeyim ben de. Bir bakarsın başarırım. Hem artık, süslenip püslenmek için uğraşmama değecek birileri de var. Daha uygun vakit olur mu ki?

Bitirirken

Falan filan işte. Zaten yorgunluktan ölüyorum, şimdi gidip biraz yılbaşı kutlayayım.

Tüm okurlarımın yeni yıllarını kutluyorum, sağlık mutluluk ve huzur getirir inşallah. 😃