Rüyamda Tayyip Erdoğan’ı Gördüm

Öyle karizmatik, içerisinden anlamlar çıkarılabilecek mecaz barındıran bir başlık falan değil bu. Cidden, rüyamda Recep Tayyip Erdoğan’ı gördüm. 😄 Şimdiye kadar türlü ilginç rüya görmüştüm ama bu seferki rüya, bilinçaltımın diğer tüm ürünlerini ilginçlik kategorisinde solladı geçti…

Gelelim rüyama…

Rüya

Şeyda’mın evindeyiz. Şeyda’nın annesi, Şeyda ve ben bir masa etrafında oturuyoruz. Masa yemek masası, dört köşeli, kare şeklinde. Duvara yaslanmış, bu yüzden sadece üç köşesi kullanılabilir vaziyette.

Yemek yiyecekmişiz, sofra hazırlanma aşamasında. Bitti bitecek sofranın hazırlanması. O anda kapı çalıyor. Şeyda’nın annesi gidiyor, kapıyı açıyor ve şok oluyor. Biz de kapıya doğru gidiyoruz.

Kapıda Recep Tayyip Erdoğan var. Koruması falan yok, etrafındaki kalabalık etten duvar yok. Elinin tekini kapının çerçevesine koymuş, bizim her zaman bildiğimiz RTE var kapıda. Ve rüya o kadar gerçekçi ki, anlatamam. Bıyığından, ses tonuna kadar her şey aşırı derecede gerçekçi.

“Merhaba!” diyor bize. “Size kendimi daha iyi tanıtmak, fikirlerimi paylaşmak ve sohbet etmek istiyorum.” diyor televizyonlardan ve mitinglerden duymadığımız kadar nazik bir şekilde. “Acaba misafiriniz olabilir miyim?”

Bizim şokumuz geçedursun, Şeyda’nın annesi, “Buyurun.” diyor eliyle içeriyi işaret ederek. İçeri davet ediyor. Tayyip her zamanki gibi takım giymiş. Kirli sarı bir ceket, beyaz/gri tonunda bir gömlek, kravat yok ve ceketiyle aynı renkte kumaş pantolon giymiş.

Yemek masasına bir tabak daha ilave ediliyor, Tayyip Erdoğan sofraya katılıyor. Yemek yenirken, bir yandan arkada televizyondaki haberlerin gürültüsü de arkada olmasına rağmen ne Türkiye’den ne de siyasetten bahsediliyor. Bir misafir gelince nasıl havadan sudan muhabbet edilirse, aynen öyle muhabbet ediliyor. Ve eğlenceli de geçiyor.

Yemekten sonra, bir yandan sofranın üzerindekiler mutfağa taşınırken, Tayyip Erdoğan ile konuşuyoruz: “Sizin ekipten Ulaştırma Bakanı Binali yıldırım, geçenlerde İzmir için düşünülen çılgın projelerden İZKARAY’ı açıkladı. Ben bir İzmirli olarak baktım, fikir güzel. Ama sanırım biraz göz boyamak için yapmışlar, helikopterle falan gezip, fizibilite bile yapmadan seçim malzemesi gibi önümüze koymuşlar.” diyorum.. O da “Olur mu öyle şey! Nereden çıkardın ki bunu?” diyor bana nazikçe. Ben de “Bildiğim kadarıyla” diyorum “köprünün geçeceği alan kuşların göç yolu üzerinde olduğu için uluslararası olarak korunan bir alan ve inşaat yapılamıyor. Yani mümkün değil.” diyorum. “Hmm” diyor. “Öyle mi? Sanmıyorum hesaplamadan duyuracaklarını ama öyle bir şey varsa da çözeriz ben onlarla konuşurum. Hesap kitap yapmadan kimse duyuramaz böyle şeyleri.” diyor bana.

E tabi ciddiye alınmak ve bu ilgi rüyada bile hoşa gidiyor. 😃

Daha sonra ben yine konuşuyorum. “Size bir şey soracağım ama, samimiyetle cevap bekliyorum.” diyorum: “22 Ağustos filtresinin destekçi misiniz? Yoksa sıcak bakmıyor musunuz?”

“Destekçisiyim. Çok bilgili olmayan insanların da filtre koyabilmeleri için yararlı.” diyor.

“Ama bu kararnamenin, tüm yapılan erişim isteklerinin kayıt altına alınması, servis sağlayıcıların interneti ,kuralları çiğnememek adına çok ciddi bir şekilde kısıtlayabileceğini ve bu kararı hükümetinizin kötüye kullanabileceğini de farkındasınız, değil mi?” diye soruyorum.

“Hmm…” diyor. “Valla, bizim çocuklar bunu yazarken böyle şeyler düşündüler mi hiç bilmiyorum ama onu da bir araştırtmam lazım.” diyor.

Daha sonra, Şeyda’nın annesi üstünde mumları yanan bir yaş pasta ile geliyor. Üçümüzden birinin doğum günüymüş ya da bir şey kutluyormuşuz, o kadarı rüyada yer almıyordu. Hep beraber (Erdoğan da dahil) mumlara üflüyoruz. Sonra hepimiz tabağımıza birer dilim alıyoruz ve yiyoruz. Yerken Tayyip Erdoğan’ın bıyıkları beyaz beyaz krema oluyor, masadan kalkmadan peçete ile siliyor.

Daha sonra Şeyda’nın annesine “Ben artık müsaadenizi isteyeyim.” diyor. Ben de diyorum ki “Aaaa, bu eve koskoca Başbakan gelmiş, bir fotoğraf çekilmeden yollamayız sizi!” Fotoğraf makinesini 10 saniye moduna alıp kareyi ayarlıyorum. En solda ben, yanımda Recep Tayyip Erdoğan sağında Şeyda ve en sağda Şeyda’nın annesi bir fotoğraf çekiliyoruz. Daha sonra da geldiği için teşekkür ederek ve iyi dileklerimizle kendisini kapıdan yolcu ediyoruz.

Bitirirken

Gördüğüm rüya buydu. Eh, sanırsam unutmam mümkün değil. 😄 Ne anlama gelir, niye gördüm, bilinç altım Recep Tayyip Erdoğan’ı nereden buldu getirdi (bir önceki gün televizyon izlemedim bile!), pasta neyin nesiydi hiçbir fikrim yok. Ama (tabi Tayyip Erdoğan’ın eve gelmesi dışında) oldukça tutarlı ve mantıklı bir rüyaydı. Nesneler durup dururken kaybolmuyordu, kimse havada uçmuyordu, herkesin suratı, sesi en ince ayrıntısına kadar netti.

Bu da böyle ilginç bir rüya oldu işte. 😄 Yarınki rüyama da Kemal Kılıçdaroğlu gelir mi gelir! 😄

that-dreadful-insomnia that-dreadful-insomnia