Fırsatlar

Salak mıyız?

Bazen sorunlarımıza çözüm ararken en kolay çözümü göremediğimizi düşünürüm. Böyle durumlarda birinin bize gözümüzü açtırması, başka bir deyişle bu en basit yolu suratımıza çarpması gerekir.

Ancak o kısa yolu fark ettiğimizde ya da birisi biz fark ettirdiğinde o yolu kullanmak yerine yok saymak isteriz. Bir anda görünen bu kadar basit bir çözüm gerçekçi gelmez çünkü. “Nasıl oldu da yıllardır çabalayıp ulaşamadığım bir şeye bu kadar kısa bir yoldan ulaşabilirim ki?” deriz. Bir bit yeniği olduğunu düşünür ve kendi bildiğimizi okumaya devam ederiz.

Aslında yazının orijinalinde tam burada çarpıcı iki örnek vardı ama internete göndermek istediğimden emin değilim ve göndermiyorum. Devam edelim.

Hayır! İnsan eline geçen fırsatları değerlendirmeli, onlara sürekli “acaba”larla yaklaşıp bekletmemeli ve daha kötüsü saçma sapan nedenlerden dolayı bu fırsatları geri tepmemeli.

Hayat insana hep böyle güzel fırsatlar sunmaz. Ne diye bekliyoruz? Fırsatları değerlendirmek için çok geç olmasını mı?

Maddiyatı bir kenara bırakalım ve duygular üzerine konuşalım. Yukarıda yazdıklarımı “mutluluk” üzerine düşünün. Kendinize “Beni gerçekten ne mutlu eder?” diye sorun. Bence sonuç yazıdakine benzer çıkacak. Bu amaç uğruna bir bir şeyler yaparken o en basit ama uygulamadığınız yol size göz kırpıyor olacak. Ben düşündüm, sanki bana göz kırpıyordu, ama ben gitmiyordum…