Antkart Gezisi

AntKart logo AntKart logo   Şuradaki yazımda AntKart almaya gittiğimde gördüğüm kuyruğu, nasıl işin içinden çıkılmaz hale geldiğini yazmış ve sinirlerimi sizlere belirtmiştim.

Şaşırdığımı itiraf etmeliyim ki AntKart’dakiler beni ciddiye aldılar. Aslına bakarsınız bırakın o yazıyı göreceklerini, müşteri hizmetlerine şikâyetlerimi bildiren elektronik postaya bile cevap vereceklerini sanmıyordum.

O kadar uzun bir süre bekledikten sonra kafayı yemiş bir hale geleceğimden yazdıklarımın da ancak o kadar yumuşak (!) 😃 olabileceğinde bana hak vermelerine öncelikle teşekkür ediyorum.

AntKart macerasını onların gözünden de dinlemiş olmak beni mutlu etti ve aydınlandığımı da itiraf etmeliyim.

Bana sistemin işeyişinin uygulamalı anlatıldığı test validatörü ve test kartları. Bana sistemin işeyişinin uygulamalı anlatıldığı test validatörü ve test kartları.   Cuma günü sabahtan AntKart merkezine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yiğit Tunçel’i görmeye gittim. Yazıda yazdıklarımı, yani kart almak isteyen Antalyalıların çektiklerini, gerekli sıralara girmiş bir kişi olarak anlatabilme şansım oldu. O da bana sistemi birçok teknik bilgiyle ayrıntılı olarak anlattı, uygulayacakları çözümlerden bahsetti. Aynı zamanda merkez binasını gezme şansım ve dolmuş & otobüs şoförlerinin kullandığı cihazın (validatör) nasıl çalıştığını da kendisi bana bizzat gösterdi.

Sanırım konuştuklarımızı genel başlıklar halinde dizerek anlatsam daha anlaşılır olacak. Öncelikle sistemin nasıl çalıştığı hakkında aldığım bilgileri paylaşmak istiyorum.

Bir otobüs ya da dolmuş şoförü sefere çıkacağı zaman kendi kartını okutarak giriş yapar. Şoför bu esnada şifresini, hangi hatta gideceğini, hangi yönde gideceğini ve benzeri bazı bilgileri de girer. Sistemde her şeyin saati kayıtlıdır. Şoför saat kaçta servis başına geçmiş, kaçta bırakmış bunlar bilinebilir. Şoför kendi kartıyla sistemi başlattıktan sonra cihazdaki “Servis dışı” ibaresi kalkar ve ödeme almaya hazır olur. Yolcu otobüse bindiğinde kartını validatöre okutur. Validatör de yolcuya bir fiş yazar. Bu fişte, kartın hangi saatte okutulduğu, fiş numarası, fişin hangi araçta kesildiği ve buna benzer birçok minik bilginin yanında yolculara en çok yarayabilecek kalan bakiye bilgisi de bulunur.

Parayla otobüse binmenin tarih olacağı andan itibaren (31 Mart 2008 diye biliyorum) bir toplu taşıma aracında seyahat eden herkesin yolculuk süresince saklaması gereken fişi otobüse binerken cihazdan almış olması gerekir.

Eğer kartınız yoksa ve otobüse bindiyseniz şoföre parayı verdiğiniz takdirde şoför cihazda bir tuşa basarak size yine fiş verecektir. Eğer şoföre para verdikten sonra fişinizi almazsanız ayvayı yeme olasılığınız vardır ki, otobüslerin içindeki çıkartmalarda da görebileceğiniz gibi seyahat esnasında fişinizin olması şarttır.

Her cihazın altında cihazdaki tüm bilgileri an ve an yedekleyen “kara kutu” olarak da nitelendirebileceğimiz bir yedekleme sistemi de varmış. Validatörde herhangi bir arıza olması durumda eğer sistem çökerse ve tüm bilgiler kaybolursa şoförün o günkü kazancını kaybetmemesi için sistem çökene kadar olan biten tüm harcamaların bilgisi kara kutudan sisteme aktarılabiliyormuş. Yani sistemin yazılım açısından güçlü olduğunu söylemem gerekiyor.

Yiğit Tunçel’e dertlerimi anlatırken bazı otobüs ve dolmuş şoförlerinin ‘cihaz bozuk’, ‘daha aktifleştirilmedi’ ve benzeri laflar ettiklerini ve para istediklerini söyledim. Kendisine önceki yazıma yaptığı yorumda yazılımda en iyiyi tercih ettiklerini söylediğini hatırlattım. O halde bu yazılımların bozulmaması gerektiğini de söyledim.

Yiğit Tunçel ben bunu söyledikten sonra yukarıdaki teknik bilgileri anlatırken bir yandan da bir test cihazı üzerine test kartları ile bizzat gösterdi. Bu gibi “bahaneleri” söyleyen sürücülerin genelde tek yapmadıklarının kendi kartlarıyla sisteme giriş olduğunu belirtip, bu durumda ekranda “servis dışı” yazacağını bizzat gösterdi.

Yani şu an gerçekte bozuk, henüz kullanılamaz, aktifleşmedi ve benzeri hiçbir şey yokmuş. Cihazlar gayet sağlam ve çalışabilirmiş.

Bunun üzerine kart kullandırtmayan şoförleri nereye şikâyet etmemiz gerektiğini sorudum kendisine. Genel Merkezlerini arayıp şikâyette bulunabileceğimiz söyledi. “E peki de, biz bunu nerden bilecektik?” diye sorunca burada bir bilgilendirme eksiği olduğunu ikimiz de fark ettik.

O yüzden buradan Antalyalı okurlarıma söyleyebilirim ki, şoförlerden biri Antkart okutmanıza izin vermediği bir durumda aracın gövde numarası ve olayın gerçekleştiği saat ile Antkart merkezini arayıp şikâyetlerinizi bildirebilirsiniz.

Bir sorum da şuydu: Bazı şoförler kart indirimli olsun, normal kart olsun, bir defa basınca yanımızdaki kişilere bir defa daha basamayacağımızı söylüyorlardı. Hatta bir defasında “Hayır, basılabiliyor.” diye bir otobüs şoförünü uyardığımda bana “Dolmuşlarda basılıyor ama otobüslerde basılmıyor. Bizde sistem farklı.” demişti. Cidden böyle bir farkın olup olmadığını sordum.

Onu da bir validatör üzerinde test kartları üzerinde bana bizzat gösterdi. Öyle bir şey yokmuş.

Bir kartı okuttuktan sonra eğer yanımızdaki birine daha kart basacaksak bunu şoföre söylüyoruz ve cihazdan bir düğmeye basıyor. Ondan sonra tekrar kartımızı okuyoruz ve ikinci bir fiş daha kesiyor, bizden ikinci bir para daha düşüyor. Bunu otobüslerde de dolmuşlarda uygulamak aynıymış ve bu mümkünmüş.

Burada indirimli kart olaylarına birazcık el atmak gerekiyor. İndirimli kart sadece sahibine indirim sağlıyor. İndirimli kartı ilk okutuşunuzda indirimli fiyattan otobüse biniyorsunuz. Daha sonra yanınızdaki arkadaşa kartınızı basacaksanız bunu şoföre iletiyorsunuz. Şoför bir düğmeye basıyor. Kartınızı tekrar okutuyorsunuz. Bu sefer yanınızdaki arkadaşınız binmiş oluyor, ama standart fiyattan. Kartınız ne tip olursa olsun yanınızdakileri geçirebilirsiniz. Ama yanınızdakiler standart fiyattan geçecek. Yok efendim kart basmıyormuş, sistem böyleymiş, bir defaymış… bunlar doğru değilmiş. Yine bunları nereye şikâyet edeceğimizi bilemediğimizi, bunun duyurulmadığını söylediğimde yine bu eksikliği kabul ediyorlar.

Eğer böyle bir durumla karşılaşır ve şikâyet etmek istersek Antkart müşteri hizmetlerini arayabilirmişiz.

Sistemin bir iyi özelliği de aynı kartın aynı araç içerisinde beş dakika boyunca indirimli olarak kullanılamaması. Kötü niyetli ve indirim kartına sahip birinin otobüse bindiğini varsayalım. İlk bindi, kartı okuttu, indirimli fiyattan ödedi, en arkaya kadar gitti, arka kapıdan kartı arkadaşına verdi. Arkadaşı da otobüse binip indirimli aynı kartı basmaya kalktı. Ve... 😄 ve tam ödedi. Çünkü Antkart sisteminde böyle bir durumun önlemi alınmış. Aynı kart ile aynı validatörde beş dakika boyunca indirimli biniş yapamıyormuşuz.

Gelelim gün sonuna. Gün sonunda şoförler mesai bitiminden önce, Antalya’nın kilit noktalarındaki toplama merkezlerine giderlermiş. Bu merkezlerde validatörlerde gün sonu yapılması gerekiyormuş. Yiğit Tunçel bana gün sonu olayını da cihaz üzerinde gösterdi.

Cihazın kullanımı bana kalırsa oldukça kolay. Şoför tarafında genişçe bir ekranı var ve tüm menüler Türkçe olduğu için de dil bilen bilmeyen herkesin kısa bir alışma sürecinden sonra oldukça kolay kullanabileceği bir cihaz.

Her neyse… Gün sonu olayına devam edeyim. Şoför bu gün sonu noktasına geldiğinde cihazdan gün sonu seçeneğine basıyor. Cihaz etrafında kablosuz ağlar arıyor ve gün sonu noktasındaki alıcıya kablosuz olarak bağlanıyor. O güne ait tüm bilgileri gün sonu noktasındaki bilgisayara aktarıyor. Söz gelimi hangi şoför saat kaçta sürmeye başlamış, kaç tane öğrenci bileti, kaç tane tam, kaç emekli, kaç ücretsiz, kaç kişi peşin para karşılığı bilet ile vs… Aynı zamanda sistem de cihaza çalıntı ve okutulursa iptal edilmesi gereken (kara listeye alınmış) kart numaraları gibi bazı bilgiler gönderiyor. Teknik bir tabirle iki sistem birbirine senkronize ediliyor. Ödeme bilgileri de bu şekilde ana sisteme ulaşmış oluyor.

Madem konu çalıntı kart kısmına geldi hemen o konuda aldığım bilgileri de anlatayım.

Bir kartın çalındığı Antkart merkezine bildirildiğinde kartın iptali konusundaki gerekli emirler sisteme işleniyor. Restoran, sinema gibi AntKart’ın kullanılacağı diğer birimler zaten online olarak sürekli merkeze bağlı olduğundan bu iptal emri anında geçerli oluyor. Dolmuş ve otobüsler de aynı günün akşamı gün sonu notalarında kablosuz ağdan bilgileri güncellediklerinde çalıntı ve kayıp kartların benzersiz kimlik numaralarının olduğu liste de güncellenince kart toplu taşımada da kullanılamaz oluyor. Kart ilk defa bir cihazda kullanılmaya çalışınca sistem kartın içindeki yongaya (çip) iptal emri veriliyor. Kartını kaybeden kişi, içindeki parayı kaybetmeksizin bu işten yırtabiliyor. 😃 (ya da en azından çok az bir kayıpla.)

Aklıma gelen ve basının kesinlikle sor(a)mayacağı 😃 cinsten bir soru şuydu: “Tamam biz kart basıyoruz da, dolmuşların hangi hallerde yolcu taşıdığını siz de biliyorsunuz. İçerisi öyle bir doluyor ki kapı bile zor kapanıyor. Böyle bir durumda artık ‘Pardon, şuradan bir AntKart uzatır mısınız?’ mı dememiz gerekiyor?” Ben bunu söyleyince Yiğit Tunçel o eski marka dolmuşlara cihazı takmanın bile bir işkence olduğunu belitti. 😃 “O dolmuşlarda elektrik aksamına dair neredeyse hiçbir şey yok. Cihazlara elektrik sağlayabilmek için arada bazı dönüştürücüler kullanmamız gerekti.” dedikten sonra, belediyenin eski dolmuşları zaten değiştirmekte olduğunu ve şu anda hangisi olduğunu unuttuğum bir ayda hepsinin değişmiş olacağını, böylece bizim de böyle sorunlardan kurtulacağımızı söyledi.

E yalan değil iyi ki de kurtulacağız, hiç sevemedim zaten dolmuşları… “Durakta inecek var!” diye bağırırım duymazlar. İnmek zaten bir meseledir. (İndiğim durakta dolmuş tıka basa dolu olur genelde.) Teşekkürler, ben klimalı teknolojik bir otobüs alayım. 😃

Konu bir süre sonra haklı olarak şikâyet ettiğim o uzun kuyruklara geldi. Bir çalışan daha ekleyemiyor musunuz? Bu kuyruklar böyle kalacak mı? ve benzeri sorular tarafımdan sorulanlardı. Yiğit Tunçel kuyrukların sistemin aşamalarının planlara göre ilerlememesinden oluştuğunu belirterek Antkart’ın başına gelenleri anlattı.

Onların düşünüp uygulamaya çalıştıkları şu şekildeymiş: Kart ihalesi tamamlandıktan sonra okulların tamamına yazı gönderilerek kendilerine form gönderebileceklerini, öğrencilere bu formların dağıtılarak toplu başvuru olarak kendilerine ulaştırılması ile tüm öğrencilerin Antkart merkezine bile gelmeden kartlarını alabileceklerini söylemişler. Aynı şekilde akıllı kart sistemine geçileceğinden yeni dönemde öğrencilerin yeni paso almalarına gerek olmadığı, eski pasolarının Antkart’larını alana kadar geçerli sayılacağını da belirtmişler.

Ama basında sürekli söylenen, herkesin ağzından çıkan ve beyinlerde yer eden, kartın iptal edileceğiymiş.

Gerek bundan, gerek başka nedenlerden okulların büyükçe (oldukça fazla [inanılmaz fazla!]) bir kısmı kendilerine karşılık vermemiş. Toplu başvuru için bana isimlerini teker teker saydığı ve hatırladığım kadarıyla içlerinde Antalya Anadolu ve Adem Tolunay liselerinin de olduğu (bu bilgi yanlış olabilir) sadece 5 okul kendilerine yanıt vermiş. Haliyle diğer öğrencilerin hepsi Antkart kuyruğuna girmek zorunda kalmış.

Buna benzer bir düşünce de emekliler için varmış. Şu anda tam hatırlayamıyorum ama emeklilerin de kartlarını alması için (işte o hatırlayamadığım yerlerden birine) gidip başvurmaları yeterli olacakmış. Ancak bunun için emeklilerle ilgili o hatırlayamadığım yerlere yapılan başvuruları da takan olmamış.

Burada tekrar kulaktan kulağa yayılan düşüncenin kartın iptal edileceği olduğunu hatırlatayım.

Bu yüzden emeklilerin de tek başvurabilecekleri yer yine Antkart genel merkezi olarak kalmış ki bu da yığılmaya sebep olan temel sebeplerden biriymiş.

Antkart’cılar Akdeniz Üniversitesi’nde de bir desk açmak istemişler. Ama aralarında anlaşma sağlanamayınca bu da olmamış. Sağolsun bu kuruluşların hiçbirinin Antkart’ı takmaması ve bunu sağlayan kartın iptal edileceğini kulaktan kulağa yetiştirerek hepimizin o sırada beklemesini zorunlu kılan artık kimse (medya mı acaba? bilemiyorum) kendilerine teşekkürlerimi (!) sunuyorum.

Günün birinde (ben o zaman İzmir’deydim) validatör taktırmayan toplu taşıma araçlarının trafiğe çıkması engellenip de durakta bekleyen bir sürü kişi ne yapacağını bilemez hale gelince insanların kendilerini ve sistemi ciddiye alıp, kartın iptal edilmeyeceğine inanıp başvurmaya başladıklarını söylüyor Tunçel. Toplu taşıma araçlarına validatör takılması işlemi için 24 saat çalışan bir servisleri varmış ama yine de taktırmamışlar. Verilen süre içerisinde otobüslerin iptal edilecek fısıltısından ve biraz da kayıt dışı çalışma isteklerinden dolayı validatörü taktırmamalarından dolayı Antkart’ı suçlayamıyorum.

Yani eğer o gün durakta bekleyip de akıllı kart sistemine küfrettiyseniz küfürlerinizi başka yerlere yönlendirin lütfen. O gün ben de bekliyor olsaydım inanın ben de Antkart A.Ş.’ye küfrederek Yiğit Bey’in kulaklarını çınlatırdım. 😃 Öte yandan hikâyeyi onların açısından dinleyince sanki suç onların otobüslerin kalkışını engellemesi değil, o zamana kadar lütfedemeyenler.

O gün toplu taşımanın felç olmasının suçunu belirli kişilere yüklüyorum şimdi. En başta validatörü taktırmamakta inat eden şoförlerin suçu tabii ki. Ve onları gaza getirip örgütleyen bir yer varsa onların da. Şoförleri taktırmamak konusunda gaza getiren “iptal edilecek” dedikodusu yayana en büyük suçun atılması ise en doğalı. Ayrıca toplu taşıma hatlarını ayarlayan şahıslar her kimse, onlarca otobüsün kilit altına alındığını bildikleri halde neden bazı hatlardan diğerlerine aktarma yapmadıklarının sorusunu birisinin sorması gerekiyor. (ama Antkart’a değil.)

İyi de şoförlerin bu sistemden bu kadar nefret etmesinin sebepleri neler? Bir defa eskiye alışkanlık vardır mutlaka. Ama önemli neden olarak bana şunlar söylendi: “Kazanılan gelirler artık kayıt altına alınıyor. Şoförler bundan böyle tüm yolculara fiş vereceğinden, ne kadar kazandıkları sisteme girilecek. Bundan dolayı vergilendirmedeki kayıt dışı artık ortadan kalkıyor. Bunun da bir gelir kaybı olması şoförler açısından isteksizliğe sebebiyet veriyor. Eğer şoförler size ‘bozuk’ ‘devre dışı’ gibi bahaneler uyduruyor ise tam olarak bundan kaynaklanıyor.” Öte yandan şoförlerin ve belediyenin paylaştıklarının yanına şimdi bir de Antkart A.Ş. geliyor. Antkart A.Ş. yapılan tüm kazançların %8’ini alıyormuş. Yani bu akıllı kart sisteminde, kullanıcının verdiği kart ücreti dışında Antkart’ın gelir noktası bu %8’lik komisyon. Antkart’ın komisyoncu şirketi olarak %8 alacağı da zaten ihalede belli olan ve kabul edilen noktalardan biriymiş. (Tabi ihaleye şoförler değil belediye girdiği için, bu konuda şoförlerin belediyeye kırgın olması gerekebilir, o ayrı konudur. Belediye tutup da %8’lik kesinti yapan Antkart A.Ş. yerine atıyorum %3 kesinti yapacak Zımbırtı LTD.ye verseydi ihaleyi [tabi daha düşük kesinti yapan bir şirket vardıysa] o zaman belediye şoförlerine daha iyi davranıyor olurdu.)

Ayrıca şoförler “Ya siz gelene geçene indirimli kart, öğrenci kartı dağıtırsanız? Nasıl güveniriz size?” tarzı güvensizliklerini de belirtmiş.

“Biz komisyoncu şirketiz. Günde toplam ne kadar hâsılat olursa onun %8’i bizim kasamıza girer. Bir kısmı belediyeye gider ve kalan da şoföründür. Eğer biz gelen geçene kart verirsek bizim de kazancımız düşer. Böyle düşünürlerse inanacaklardır. Öte yandan bizim kimlere ne tip kart vereceğimiz kanunda belirtilmiştir ve bunun dışına çıkamayız. Senin de dikkat etmiş olacağın gibi (ki cidden öyle) tüm belgeleri çok dikkatli bir şekilde inceliyoruz. Belediyenin bir denetlemesinde hata çıkması bizim açımızdan kötü olur.” diyor.

Biliyor musunuz bilmiyorum, Antalya'da ikamet etmeyen lise ve altı öğrenciler öğrenci indiriminden faydalanamıyorlar. Ben kişisel olarak Antalya dışında okuyan lise ve altı öğrencilerin Antalya’da öğrenci olarak geçinememelerinin haksızlık olduğunu düşünüyorum. Öğrenci her yerde öğrencidir, fakirdir, fukaradır. Öğrenci, indirimden geçinmeyi sevendir. Eğer siz de bunu haksızlık olarak düşünüyorsanız bunu belediyeye şikâyet ediyorsunuz ve Antkart’ın bu konuda da masum olduğunu kabul ediyorsunuz. Onlar denileni yapıyor. Ama bu öğrenci öğrenci değildir kuralının tam da Antkart’la uygulamaya konulması onların gıcıklığıymış gibi görünmüyor değildi uzaktan.

Her neyse… Kuyruğa geri dönelim. Yiğit Tunçel insanların akıllı kartın iptal olmayacağı gerçeğini otobüslerin trafiğe çıkamayıp da insanların duraklarda zulüm gördüğü o gün fark ettiklerini söylüyor.

“O günden önce gelseydin buraya neredeyse bir kişilik kuyruk bile göremezdin aşağıda. O günden sonra ise aşağısı gördüğün gibi.”

Yiğit Tunçel’e şunu belirttim:

“İnsanlar istediği kadar takmamış olsun, okullar gelmemiş olsun, sonuçta bu kart alınacak, insanlar almaya geç de olsa geldiler ve aşağıda yığıldılar. O halde tüm aksiliklere rağmen kuyruk oluşmasına bir önlem alınması gerekli değil midir?”

Beni haklı buldu. Sırayı azaltmak için elimizden geleni yapıyoruz dedikten sonra yapılan bazı düzenlemeleri ve yapacakları bazı düzenlemeleri anlattı. Ben de birkaç fikrimi söyledim ve onları da mantıklı bularak uygulamaya koyacaklarını söyledi.

Efendim, burada öncelikle biraz bilgi vereyim. Eğer Antkart almak istiyor ama sıralara girmeye dayanamıyorsanız ve o gün almak için bir aceleniz de yoksa, gerekli belgelerin yanında bir tane de vesikalık fotoğraf getirip “toplu başvuru” yapabilirsiniz. Bu şekildeki başvurunuzda neredeyse hiç sıra beklemeden (yine de 15 kişiye kadar bir kuyruk olabilir) belgelerinizi teslim edersiniz, paranızı ödersiniz. Oradaki görevli size bir fiş verir ve fişin üstüne de bir numara yazar. İşlem bu kadar basittir. Ondan sonra yapmanız gereken o fişle 14 gün sonra gelmek ve kartınızı almaktır. Fotoğrafı orada çekilmediğiniz için de haliyle tanıdıklarınızın kartı için de başvurmanız mümkün.

Yiğit Tunçel aslında böyle bir sistemi düşünmemiş olduklarını, ama bunu yığılmaya biraz olsun çözüm getirmek için koyduklarını söyledi. Böyle bir sistem olduğunu Antkart binasına ilk gittiğimde öğrenmiştim. (Çok acıdır ki, numara almak için sabahın köründe gitmem gerektiğini bilmediğim gibi, toplu başvuru olduğunu da bilmiyordum. Belgelerim hazırdı, ama numara alamıyordum. Toplu başvuru yapabilirdim, ama vesikalığım yoktu. Çünkü istenen belgelerde vesikalık fotoğraf yoktu ve web sitesinde de otobüs-dolmuşlarda yapılan reklamlarda da toplu başvuruya dair hiçbir şey yoktu.)

Toplu başvuruyu insanların bilmediğini söyledim. Yukarıdaki parantezde göreceğiniz düşüncelerimi aktardım kendisine. Reklamlarınızda böyle bir şey yok. Web sitenize bile yazmamışsınız. İnsanlar nerden bilecek dedim?

Haklısın, dediler. Ekleyeceğiz.

Toplu başvuru ayrıca Dönerciler Çarşısının karşısındaki AntKart kioskunda da yapılabiliyormuş. Yiğit Tunçel orada sıra bile olmadığını söyledi. Kendisine tekrar hatırlattım. “İnsanlar oradan da toplu başvuru yapıldığını bilmiyor. Ben bilmiyordum. Bunları anlatın.” Bunları de web sitelerine yazacaklarını söylediler.

Ayrıca gazete bastırdıklarından ve dağıttıklarından bahsettiler. Burada da bilgilendirmeler yapılmaya başlanmış. Hadi hayırlısı demek istiyorum… İnsanlara en kolay şekilde ve sıra almadan Antkart’larını nasıl alabileceklerini öğretemezlerse, daha çok kişiden benim ilk yazım tarzı yazı okuyacaklar çünkü. 😃

Ancak toplu başvuru ile kart alınmasını, hele de bu kartların 14 gün sonra gelmesinin sıradaki şanslı 500 kişiye ve sıra alamayan diğer yüzlerce kişiye pek de bir yararının dokunmadığını kabul etmek gerekir. Bunu hatırlatmazsam olmazdı. İlk yazımda da belirttiğim gibi o binada kart veren personel sayısı 3. Yani tüm Antalya’ya kartlarını üç kişi veriyor. Bu da haliyle darboğaz oluşturuyor. Bunu aşmak gerekir.

Yiğit Tunçel’e şunları sormuştum ama cevabını unuttum. =( Soru arada güme mi gitti yoksa cevabını unuttum mu onu da tam hatırlamıyorum. Belki tekrar web siteme gelirse yorum olarak yazar buraya.

Antkart binasının önünde bir açıklık var. Şirkete birkaç eleman daha alınabilir ve bu boşluğa geçici, derme çatma bir sistem kurulabilir. Burada birkaç eleman daha çalışabilir ve böylece gişe sayısı üçten dokuza ona çıkabilir, günlük daha çok kişi bakılır, her şey daha hızlı ilerler. Zaten iki ay sonra birçok kişi kart almış olacağından daha sonra bu ekstra gişeler kapatılır. İşte bu önerime cevabı neydi hatırlamıyorum.

Öte yandan şu anda anlaşmak üzere oldukları bir şirketten bahsetti ve şunları anlattı: “Toplu başvurular bir iki gün arayla İstanbul'a gönderiliyor. İstanbul’da fabrikada tüm formlar OCR ile taranıyor ve kartlar basılıyor. Bunların denetlenmesi ve sonra Antalya’ya merkezimize gelmesi 11-12 gün civarında sürüyor. İnsanların buraya geldiğinde kartlarının hazır olmasını garantilemek için biz 14 gün diyoruz. Anlaşacağımız şirketten bir kart baskı cihazı alacağız. Bu cihazı merkezimizde kullanacağız ve günlük 3000 kart basma kapasitesine sahip olacak. Böylece bir gün boyunca toplu başvuruları alacağız, aynı günün gecesi tüm kartları tıkır tıkır basacağız ve ertesi günü insanlar kartlarını alabilecekler. Böylece toplu başvuruda 14 gün darboğazının aşılması insanların buna daha çok ilgi göstermesine sebep olacak ve kuyruk rahatlayacak.”

Sistemin ne zaman başlayacağını bilemiyorum. Kuyruk hakkında ne kadar bir etkisi olur onu da kestiremiyorum haliyle. Bakalım ne olacak? Sistem ne zaman devreye girecek? Bunu artık zaman gösterecek.

Yiğit Bey şunları da ekledi: “Otobüslerin çalışmadığı o gün işin ciddiyeti fark edildikten sonra toplu başvuru için bize gelen bazı yeni okullar da oldu.” O halde tüm okulların biran önce ayılması ve artık öğrencilerin o merkeze gitmemesi gerekiyor. Belki de Antkart çalışanlarının tüm okullara tekrar bir yazı göndermesi iyi olabilir.

Ayrıca insanlara verilen fişteki kod numarasını internetten kontrol ederek kartlarının gelip gelmediğini öğrenebilecekleri bir sistem üzerinde de çalışılıyormuş. Bunun da ne zaman başlayacağını bilemiyorum. İnşallah 3000 kart olayına bir an önce geçilir ve yeterli olur da, böyle bir sisteme hiç gerek kalmaz.

Tekrar belirtiyorum ki, o işkence sırasına düşünülen yeni çözümler bunlar. En kısa sürede devreye gireceğini umut etmekteyim.

En sonunda tekrar bir noktaya gelmek gerekiyor. Benim burada anlattıklarımın büyük bir kısmı bilinmiyor. Google’da bir sürü araştırma yaptım ama kuyruğa karşı böyle önemlerin düşünüldüğünü yazan bir site bile görmedim. Açıkçası Antkart hakkında (kendi sitelerinde bile) bu kadar ayrıntılı hiçbir şey okumadım. Buradaki bilgilerin birçoğunu da ilk defa yaydığımı düşünüyorum. Bu da iki soru doğuruyor:

  1. Sevgili basın… Neden kimse gidip de bu konularda bilgi alma gereğini duymadı? Gördünüz işte gayetten de ilgilendiler. Yoksa merkezin yerini mi bilmiyorsunuz? Sizin şikâyet ettiğiniz sorulardan büyük bir kısmını sordum ve cevabımı aldım. Sormaya mı üşendiniz? Nedir?
  2. Antkart… Onlar da masum değiller. Ciddi reklam bütçesi ayırmış olsalar da tanıtımın bir yerinde bir sakatlık olduğu ortada. Toplu başvuru hakkında ben hiçbir yerde hiçbir şey görmedim. İnsanlar belgeleriyle geliyor, sıra alamıyor, tam o esnada toplu başvuru diye bir şey olduğunu görüyor, ama vesikalık getirmediklerinden yıkılıp-kafayı yiyip-aynı zamanda da sürünüp gidiyorlar. İnsanlara toplu başvuru yapabileceklerini, bunun için ekstradan bir vesikalık getirmeleri gerektiğini, ayrıca toplu başvuruda kendileri dışındaki kişiler için de başvurabileceklerini birisinin çıkıp bağırması gerekiyor. Dolmuş-otobüslerdeki reklamlar değiştirilmeli, web sitesi acilen güncellenmeli, basın kanalıyla bunlar duyurulmalı ve kendi dağıtacakları gazetede bu baş manşet olmalıdır.

Sinir olduğum bir konu da şuydu. Web sitesindeki reklamlarda başvuranların kartlarını “anında” alabilecekleri yazıyordu. Aslında planlanan buydu. Teknik olarak burada anlatılan “Evet cihazımız var, aynı anda basabiliyoruz.”. Ama işte o sıra var ki şanslı 500 bile olsanız aynı anda değil ancak aynı gün alabiliyorsunuz. Bu ifadenin kaldırılmasını istedim. Yoğunluk olduğunun acilen belirtilmesi gerektiğini söyledim. İnsanların öğleden önce gelmeleri gerektiğini binaya girdiklerinde (acı bir şekilde) öğrenmelerinin değil, daha önceden bunu bilip sabahtan gelmelerini sağlamanın uygun olduğunu söyledim.

Haklı buldular beni. Yapacaklarını söylediler.

Şöyle bir bakarsak fark edebiliyoruz ki Antkart’ın şanssızlığı bilgilendirmedeki eksik. Bunu acilen kapatmaları da şart görünüyor.

Merak ettiğim konulardan biri şuydu: Öğrenci kartlarının geçerlilik süresi ne olacak? Kartlar değişecek mi süresi mi uzatılacak? Bunun hakkında da hiçbir yerde hiçbir şey yazmıyordu. Kendisine sordum bu soruyu. Burada sizinle de paylaşayım:

Öğrenci kartları ekim ayına kadar geçerli olacakmış. Bu sefer okullar destek vereceğinden dolayı Antalya içinde okuyanlar kartlarını okul müdürlüğüne başvurarak alacağından merkeze gelmeyeceklermiş. Dışarıda okuyanlar ise merkeze öğrenci belgelerini getirmek zorundaymışlar. Kartların değişecek mi yoksa süresi mi uzatılacak henüz karar verilmemiş. Teknik olarak süresini uzatmak mümkün. Ancak özellikle büyüme çağında olan insanlar bir yıl içersinde tanınamayacak kadar değişiyor. Bu yüzden kartları yeniden basmak gerekebilirmiş. Bu daha belli değilmiş. Ama sanırsam biz üniversite öğrencilerinin için tek yapması gereken yeni bir öğrenci belgesi getirmek olabilir.

Ah işte unuttuğum önemli bir soru geldi aklıma keşke sorsaydım: Her kart değişiminde yine 10YTL alınacak mı? İlk 10YTL için şikâyet edenler oldu, Antkart cevap verdi. Ben de kendilerine İzmir’de KentKart’ın 5 YTL olduğunu söyledim ve aradaki farkın nereden kaynaklandığını sordum. Kartın içindeki sistem aşağı yukarı aynı olsa bile, yazılım desteğinden kullanılan cihaza kadar her şeyin çok çok daha kaliteli olduğundan, aynı zamanda sistemin otobüs ve dolmuşlar dışında tüm şehirde kullanılmaya yayılacağından ve bunu sağlayacak altyapının çok daha sağlam olması gerektiğini söyleyerek fiyatının uygun olduğunu belirtti. Doğruluk payı var. Öte yandan 10 YTL yapar mı, kararı okuyan herkes kendi versin. Ama şunu belirtmek istiyorum ki, her kart değişiminde 10’ar YTL alınması soygunculuk olur. Hatta kart değişimi yapılmadan sadece süresi uzatıldığında da para alınırsa (üniversite öğrencileri mesela) çok çok daha büyük bir haksızlık olur. Ben bunu beklemiyorum. Ayrıca yine sormam gereken bir soru var ki, her kart süresi uzatmada tekrar ikametgâh getirip getirmeyeceğimizi de bildirmeleri yerinde olacaktır.

Sanırsam konuştuklarımız bunlardan ibaretti. Bu yazıyı yazmakla en azından Internet’te gezinen Antalyalıları aydınlattığımı düşünüyorum. Ne yazık ki bu bilgileri içeren hiçbir yer göremedim. Bizzat Yiğit Tunçel’den dinledim, hatırladığım kadarını da size anlatıyorum.

Yiğit Tunçel’le şu konuda aynı fikirde olduğumu belirtmek zorundayım:

“Bu yeni bir sistem, bazı aksaklıklar olabiliyor. Ama bu ilk kart dağıtımları bitip de her şey düzene oturduğu zaman insanlar parayla otobüse bindiklerini hatırlamayacaklar. Bir yıl geçince ‘Nasıl ya? Biz eskiden para mı veriyorduk?’ diyecekler.”

Benim bu sistemle tek zorum o sıra! Sistem gerçekten kaliteli. Bizzat görme şansım oldu. Ama bu sisteme katılabilmek için o kartı almak zor olabiliyor. Bu bilgilendirme eksiklerinin olduğuna dikkati çekmek gerekliydi ve bunu başardım sanırım. Şu anda web sitelerinde bir değişiklik göremesem de bu dediklerim çerçevesinde bir değişiklik yapılacağını söylediler ve umarım yaparlar. Ve umarım gerçekten daha güncel bir tanıtımla toplu başvuru gibi şeylerden de söz ederler, insanlar öğrenir, sıra azalır. İnşallah anlattıkları yöntemleri de bir an önce uygulayarak sırayı azaltırlar.

O merkezde o sıra kalmadığı zaman ben bir şeyleri başarmada katkı sahibi olacağım. İnşallah o sıra yok olur.

Antkart merkezini gezme imkânı bulduğumu söylemiştim. Aynı zamanda birçok kişiyle tanıştırıldım. Webmasterlarıyla da (web sitelerinin tasarımını yapan kişi) muhabbet etme şansım oldu. Benimle gerçekten ilgilendiler. Şu an Antkart’ın tek sorununun o büyük yığılma olduğunu söyleyebilirim. Çalışanlar ilgilenmeye çalışıyorlar, ama öyle çok kişi var ki, mümkün olamıyor. Ve bir yerden sonra ilk yazımda bahsettiğim yakışıksız bazı ifadeleri kullanabiliyorlar.

Bakalım ne değişecek (mi)? Nasıl değişecek? Ne zaman değişecek?

Buradan başta bir basın kuruluşundan siteme erişmiş olabilecek kişiler olmak üzere alıntı yapmak isteyecek herkese bir şey belirtmek istiyorum. Bu ne sizin –köşe– yazınız, ne de bunları Yiğit Tunçel’e siz sorma gereği duydunuz. Eğer soran siz olsaydınız, size de cevap verecekti. Benimle ne derece ilgilendiğini yazının uzunluğundan da görebilirsiniz ki basından bile değilim. Burada yazanları kaynak göstermeden alır ve kendinize mal ederseniz ve ben de bunu görürsem tepenize binerim. Ayrıca forum üyelerine şunu da belirteyim: “Alıntıdır.” yazmak kaynak göstermek olmuyor.

Kısa bir süre sonra “AntKart nasıl alınır?” başlıklı bir yazı daha yazmayı düşünüyorum. Bu yazı halk ağzından kartı almanız için ne yapmanız gerektiğini anlatacak. Şu anda kendi web sitelerinde yazılı olmayan ve dışarıdaki tanıtımlarda da göremeyeceğiniz bazı noktalar olacak bu yazımda. (Örnek: Kartınızı hemen almak istiyorsanız sabah en geç 9.30’a kadar gelip sıra almanız gerektiği, aksi halde tıpış tıpış geri döneceğiniz gibi.) Web siteleri güncellenene kadar bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Zaten Google’da Antkart diye aratınca, maşallah, üst sıralarda çıkıyorum. 😃 Hem belki benim anlattıklarımı web sitelerinde yayımlamak ya da web siteme link vermek isteyebilirler. 😛

Her neyse… Bu günlük bu kadar. Yazımda ufak tefek hatalar olabilir. Eğer ciddi bir hata olursa zaten elbet birisi yorum yazarak düzeltecektir.

Herkese iyi geceler. (yazıyı bitirdiğimde saat 23.50 idi… Bir saat de dizayn sürdü, eder saat 1.)