Katmanlı Hayat

Zaman geçiyor. Dur durak bilmeyen bir hareketlilik var hayatta! Hayat var dışarıda!

İnsanlar var hayatta; mutlu. İnsanlar var hayatta; üzgün. İnsanlar var hayatta, hayat umurlarında olmayan.

Zaman geçiyor. Mutsuz olduğum her an, boşuna geçiyor o zaman. Harcanıyor resmen; geri gelemeyecek bir zaman dilimi boşa gitmiş oluyor.

Zaman değerli. Hayatın geri dönüşü yok. “Yapacağım, edeceğim.” diye her şeyi geleceğe yüklemenin anlamı yok. Yarının garantisi yok. Bugünün anlamsız geçmesinin hayata kattığı bir değer yok.

Yarın hiç gelmeyebilir. Trafik canavarının ya da doğal afetlerin sonraki kurbanı neden ben olmayayım? Ben özel değilim ki!

Buna göre yaşamak lazım… Dolu dolu. Pişman olmamaya çalışarak, ama yeri geldiğinde risk alarak. İçe atmak yerine ifade etmek lazım duyguları, hisleri. Yeri geldiğinde çemkirmek lazım, yeri geldiğinde ağlamak…

“En azından denedim!” demek lazım bu hayatta. Risk almadım, hiç hata yapmadım, ot gibi yaşadım demek, akıl kârı değil; kabul edilebilir hiç değil!

Hayat akıyor… Irmak gibi, sel gibi… Durmaksızın… Sizin yaptıklarınıza bakmadan, sizin kim olduğunuzu umursamadan. Durduramayız hayatı. O halde ona değer katmak lazım. Mutlu olmak için hayata değer katmak lazım. Geçip giden hayata bir yerinden dahil olmak lazım. Boşa geçmediğine inanmak lâzım hayatın…

Hayatıma değer katmak benim için kolay olmadı hiç. Çünkü bunun tek başıma yapabileceğim bir şey olduğuna asla inanmadım.

Hâlâ inanmıyorum. Ve bu değeri hayatımda istiyorum!

Bir seneyi daha noktaladım; bugün 8 Aralık 2008… Geçirdiğim koca bir seneye bakıyorum. Muhasebe yapmak için değil. Kötü günlerimi ve iyi günlerimi hesaplayıp yüzde hesabı yapmak için de değil. Bu sene bana ne kattı bunu öğrenmek için. Aklıma kazınanları bir defa daha hatırlamak için… Seneyi bitirebilmek için!

Elimizin tersiyle teptiğimiz fırsatlar olduğunu düşünmüşüm geçen yaşımda. Her şeyi bekletip tatlarını kaçırmakta üstümüze yok. Fırsatları kaçırmakta üstümüze yok.

Hayal kurmak ve hayal kırıklığı üzerinde de az düşünmemişim bu sene.

Sonunda kafamdan silip atabildiklerim olmuş bu sene. Arkadaşlık kavramının çıkar üzerine kurulmuş olmaması gerektiğini düşünmüşüm. Az çemkirmemişim bu konuda.

İnternet günlüğümde bir yıl doldurmuşum tüm bunlar yaşanırken. Bazen pes eder gibi olmuşum. Hayatta iz bırakacak değerlerin önemini unutmamışım tabi.

Neyi istediğimi daha önce hiç olmadığı kadar net anlatmışım Özgür Başarı kimliğimde. Neyi beklediğimi! Ve ne olduğumu da. Samimiyetin bazen sadece lafta kaldığını fark etmişim, bu beni çok üzmüş. O kişiyi silmek istemişim hayatımdan, hatta yazımda silmişim, ama sadece yazıda kalmış o silişim, gerçek hayatta (iyi ki) silemeyecek kadar acizmişim. İdeal Olmayan Bir Yaşamı yaşadığımızı söyleyerek Amerika’yı yeniden keşfetmişim. Ama bu keşfetmem kimseye yaramamış. Çünkü hayatı idealleştirmekle kimse uğraşmazmış. Bazı şeyler de ısmarlama olmuyormuş. Neden insanlara karşı olan hislerimizi saklamamamız gerektiğini de anlatmışım. Göze alınması gereken riskler olduğunun bilincinde olmuşum kimi zamanlar.

Mükemmel günler de yaşamışım bu sene boyunca, özellikle bölüm arkadaşlarımla! Sınavların bittiği gün ne güzeldi öyle! Ya da okulun son günü...

Bazen zamanlamada hatalar yapmışım. (Bu sefer) üzerinden metro geçmemesini umduğum bazı hisler yeşermiş, ve sonra hepsi solmuş. Aylar aylar sonra sonunda aradığım mutluluğu bulacağıma (belki de ilk defa ve daha önce hiç inanmadığım kadar çok) inanmışım. Ama gerçekler anlam verilemez bir şekilde şekillenirken inançlarım ve değerlerim yavaş yavaş erimeye başlamış. Anıları anımsatan müziklere yenileri eklenmiş böylece. Ve tekrar tekrar çökerek son bulmuş her şey.

Hayat katman katman mıymış ne? Her katmanın kendi gülümsemeleri, kendi üzüntüleri mi varmış? Öyleymiş… Katmanlı bir hayatım varmış.

Bu da bizi asıl yazıya götürüyor… Katmanlı bir hayat hikâyesine... Gerçekten okumak istiyorsanız, okuduklarınızın hakkını verebileceğinize inanıyorsanız:

Katmanlı Hayat

Bakalım gelecek katman nasıl geçecek?