Balkon

Balkon: Yazın tadını çıkarmak için gerekli, ultra önemli bir ev aparatı.

TDK ne der bilmiyorum ama balkonun benim için anlamı budur.

Geçen senelerde Öğrenci Köyü’nde kalırken, yazın sıcaklarının bastırması ile beraber, 11 metrekarelik oda iyice ufalmaya başlardı. Gündüz sıcaktan ölürken, güneş girmesin diye perdeyi bile açamazdık. Sonra akşam olurdu. Vakit geçirmek, eğlenmek gerekirdi. Boş boş duvara bakarak geçmez hani tüm gece. Bir şeyler yapmak lazımdı. Ve yapabildiğim tek şey, yurdun kesik internetinde gezmek (!) olurdu böyle zamanlarda.

Bahçeye inebilirdim tabii ki, ya da bisikletime atlayıp küçük parka da gidebilirdim ama benim istediğim sakin, neşeli, huzurlu ve evde (yurtta) geçen bir geceden fazlası değildi ki...

Ve inanılmaz bir şekilde, üstteki paragrafı balkona bağlayacağım şimdi. 😄

Evden çıkmak istemezsiniz, ama içerisi sıcaktır. Bilgisayarınızın başında olmanız gerekiyordur belki, ya da kitap okuyasınız vardır ve bunları dışarıda yapmak istiyorsunuzdur.

Önce alırsınız hortumu süpürgeyi, sonra çıkarsınız balkona, önce bir güzel ıslatırsınız taşları. Sonra içeriden bir masa, en az bir sandalye taşırsınız. Alternatifler armut koltuk veya taşlar kuruyup serinliğini kaybetmediği anda yere serilecek bir kilim olabilir.

Eğer evinizde “kov” varsa sürersiniz, sonra açarsınız ışığı. Şirketler aksini iddia etse de, sinekler sizi yemeye devam eder. Amacınız sadece kafa dinlemek veya sohbet etmekse, o zaman gerek mi var ışığa? Kapatın gitsin… Karanlık daha iyi.

Masanızı sandalyenizi, kiliminizi, armudunuzu, sivrisinek önleme aracınızı, kitabınızı, iskambil kartlarını, okey taşlarını, tavlayı ya da bilgisayarınızı aldıktan sonraki ikinci önemli nokta, kendinize/misafirlerinize birer içecek ayarlamaktır.

Seçeneğiniz bol olmalı: Her isteyene her istediği şey. Çay, neskafe, ayran, kola, meyve suyu, bira… Artık seçim size kalmış. Benim ne seçeceğim bariz belli zaten. 😄

İçecek faslı da bitince, sıra gelir çerezlere… Çerez de varsa, keyfinize diyecek kalmaz. (Evde tartı olmaması şiddetle önerilir.)

Bir defa o balkona oturuldu mu, vakit akıp gitmeye başlar… Bir an için dikkatinizi çevreye verdiğinizde fark edebileceğiniz ayrıntı sayısı o kadar fazladır ki…

Karşı binanın balkonunda sizin yaptıklarınızı yapan başkalarını mı istersiniz, yoksa yanınızdaki apartmanın ön bahçesine sandalye atıp sohbet edenleri mi? Gece gece sokakta koşuşturan çocukları da unutmamalısınız. Aileler balkonda gözetliyor tabi. Bir tane devriye geçer sonra sokaktan… Karşı köşedeki kahvedeki amcalar, sigara içmek için dışarı çıkmışlar… Köşede köfteci, birilerine ekmek arası yapıyor. Yukarılarda bir yerlerde birileri okey taşlarını döküyor masaya, onun sesleri yankılanıyor.

O da ne? Taaa uzaktan “Dikkat! Kapılar kapanacak.” mı duydum ben? Vallahi duydum. Ya da kafadan uydurdum, metro istasyonu görünüyor diye…

Her neyse…

Böyle bir balkon sefası ancak üçte, dörtte biter benden söylemesi. O da yarın uyanmanız gerekiyorsa erkenden. Gece bittiğinde balkon yarın temizlemek üzere bırakılıp, hiçbir şey düşünmeden yatağa ışınlanılır.

Balkon, yazın neşesini huzurunu sağlayan yeridir bir evin. En azından benim için öyle.

Ana Fikir

Balkona bir masa ayarlamak lazım. 😄

Bitirirken: İdeal Balkon

ideal-balkon ideal-balkon