Anne, Ben Hödük Oldum

TDK diyor ki: Hödük: Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse).

Anne ben hödük oldum. Artık daha mutluyum. Artık takmıyorum ben hiçbir şeyi. Bir taş kadar umursamazım artık. Ama bir taş kadar güçlüyüm de. Kimse yıpratamıyor beni. En güçlü iş makinesi bile delip geçemiyor beni, kazı ucu kırılıyor ben yıpranmıyorum bile.

“Benim doğrularım” yok artık. Ben kimim ki “kendi doğrularım” olsun? Çoğunluk ne isterse onu yapıyorum ben. Topluluk nereye ben oraya. Kimse benden etkilenmiyor, ben bir şeyler yaratmaya çalışmıyorum artık.

Herkesi dinliyorum, eskiden de yaptığım gibi… Ama artık karar vermiyorum ben. Çoğunluk nereye ben oraya. Sonbaharda yere düşen ve her rüzgarda herhangi bir yöne sürüklenen yaprak ne kadar huzurluysa ben de o kadar huzurluyum artık…

Düşünmüyorum. Düşündükçe afakanlar basardı beni. Bir adım daha ilerisini görebilmek, daha doğru kararlar verebilmek, en önemlisi daha iyi bir insan olabilmek için ıkınır dururdum. Mutlu olabilmek için de.

Ne gerek var ki?

Anne ben hödük oldum. Artık bir taş kadar güçlüyüm. Ama bir taş kadar da duygusuz. Beni kimse yıpratamıyor. Tek bir şey hariç. O da durmadan çarpan dalgaların yarattığı aşınma. Beni basit şeyler yıpratamıyor, ama sürekli olması mı, o başka işte.

Not: Şaka şaka, bir an için aklımdan geçirsem de ben bu yazımda model olarak anlattığım örnekler gibi hödük olmak istemiyorum, hödüklük anlamsız bir mutluluk getirecek olsa bile.