Yürüyüş: Balçova-Bostanlı, 7 Saat, 30km, İki salak, Sınırsız macera...

Toplamda gittiğimiz güzergah ve kilometre. Toplamda gittiğimiz güzergah ve kilometre.  

Evet yaptık! Yanlış anlamadınız başlığı. 4 Mayıs 2008 günü Balçova Kipa’nın önünden başlayarak solda göreceğiniz güzergâhı izledik ve 7 saat yürüyüş, bir saat mola toplam 8 saat sonunda Bostanlı İskelesi’ne vardık!

Sloganımız: 30 kilometre, 7 saat, 2 salak, sınırsız macera…

Pazar sabahı telefonumun acı alarm sesiyle saat 05.30’da uyandım. Hava aydınlanmadığından saati yanlış kurduğumu sandım, ama hayır, doğruydu. Yaklaşık bir 10 saniye için, yürüyüşten vazgeçip yatıp uyumayı düşündüm. Ama sonra bu kötü düşünceleri bir kenara bırakıp doğruldum. Uyanmam yarım saat kadar sürdü. Ranzadan inmesidir, giyinmesidir, yolculuk çantası hazırlamasıdır, yola çıkmasıdır derken saat 6.15 oldu, gün ağarmıştı.

İzmir Metro A.Ş. sağolsun sabahın köründe 8 (ya da 12 tam hatırlamıyorum) dakika bekletti beni. Vagonumdaki tek yolcu bendim Bornova’da. İnsanlar daha REM uykusundayken, ben ve çılgın yürüyüş arkadaşım Didem Konak’ta buluşmak üzere yollardaydık. Konak’ta buluştuktan sonra 7 numaralı ESHOT ile Balçova’ya yollandık. Balçova Kipa’nın önünde otobüsten indiğimizde saat 07.30 idi ve yürüyüşe başladık.

Başlangıç: İnciraltı'na vardığımızda gideceğimiz yer böyle görünüyordu... Başlangıç: İnciraltı'na vardığımızda gideceğimiz yer böyle görünüyordu...  

İzmir-Çeşme otoyolunun üstünden geçerek İnciraltı’nın yolunu tuttuk. Yanda Özdilek gökdeleninin (Crowne Plaza) fotoğrafını görmektesiniz. İnciraltı’nda Turkuaz’ın önünden geçerek yürümeye devam ettik. Sevgi yolundan giderek iki köprü geçtik. Böylece (yanlış bilmiyorsam) flamingoların göç yolunda olduğundan yapılaşmaya izin verilmeyen İnciraltı’ndaki Kent Ormanından geçtik. Sağdaki fotoğrafta bulunduğumuz yarımadadan teleferiğin bir görüntüsünü görüyorsunuz.

Yavaş yavaş uzaklaşıyoruz... Yavaş yavaş uzaklaşıyoruz...  

İnciraltı kısmını bu şekilde bitirince kıyıdaki ana caddeye çıktık. Google Earth’ün bana adının Mustafa Kemal Paşa Bulvarı olduğunu söylediği bu yolda Konak İskelesi’ne kadar taban teptik. Sağda Güzelyalı, sağda Göztepe sağda X, sağda Y… Derken bir baktık ki sağda saat kulesi! Evet, Konak İskelesi’nin önünde buluverdik kendimizi. Yandaki karede Konak’tan az önce büyük halini görmüş olduğunuz Özdilek’in nasıl göründüğünü görmeye çalışabilirsiniz.

Konak’ta birer simit-ayran alarak kahvaltımızı yapmaya başladık. Bir yandan yürür bir yandan kahvaltımızı ederken bir baktık ki çoktan Alsancak’a gelmişiz. Alsancak’ta kısa bir molanın ardından yürümeye devam ettik. Karşımıza Liman çıkınca yolla beraber içeri kıvrıldık. Bir süre gittikten sonra yol viyadüklere özenip yükselmeye başladı. Kaldırım da olmayınca, trafik de su gibi akarken yürüyüş adına kendimizi tehlikeye atamazdık, viyadükün altından limanın çitlerini izleyeme devam ettik. Derken limanın çitleri bitti, TDDD demir yollarının dandik demir parmaklıkları başladı. Gittik gittik gittik, ve evet, mutsuz son, kaldırım kalmamıştı. Önümüzdeki yol da yükseliyordu. O anda gördük ki demiryolu parmaklıklarından biri kopuk. İçeri tren yoluna atladık.

Alsancak'tayız. İskele sınırlarının etrafından yürümekteyiz. Alsancak'tayız. İskele sınırlarının etrafından yürümekteyiz.  

Tam Didem’le buradan yıllardır tren geçmiyor geyiğini yaparken arkamı bir döndüm, tren. 😄 Geliyor. Bize düdük çalıyor. Raydan çekildik tabi çekilmesine de, makinist trenden çıktı (biraz uzakta) bizi çağırıyor. Gittik yanına.

Gençler” dedi “Burası” dedi, “Yasak Bölge” dedi. “Ne yapıyorsunuz burada?

Meğerse Liman sınırları içine girmişiz. Ama ne yapalım, bir tarafı güvenlik kameralarıyla 24 saat gözetlenirken diğer tarafta çit bile olmaması bizim suçumuz değildi. Yürüyüş derdinde olduğumuzu anlattık. Adam bize rayları takip etmemizi söyledi, gitti.

O da ilginçti. Adam arkasında bir sürü konteynırla sırf bizi uyarmaya gelmişti trenle. Bastı, geri döndü. Güvenlik falan da değildi, yurdum insanıydı. Herhalde trende canı sıkılıyordu.

Yürüyecek yol kalmayınca demir yoluna sızdık... Yürüyecek yol kalmayınca demir yoluna sızdık...  

Rayları takip ettik. İzmir’in b.k kokulu kanallarının üstünden demiryolu sayesinde geçtik. 😃 Gittik ve sanayiye vardık. Google’ın bana 1561.sokak olduğu yolda yürümeye başladık. Sağlı sollu sanayiydi, pek ait olduğumuz bir yer değildi, gelen geçen her taksici korna çalmaktaydı. İleride bir Shell istasyonundan solda dönmek suretiyle yönümüzü Karşıyaka’ya çevirdik. Google’a göre döndüğümüz yol Anadolu Caddesi imiş. Anadolu Caddesi’nde uzun süre yürüdükten ve bir defa mola verdikten sonra inşaatta olan yüksekçe bir binanın arkasından sola dönerek Altın Yol’a çıktık. Defalarca 330’la geçmek nasip olan bu yolda tabii ki kaldırım yoktu. O kadar kolay olsa şaşardık. Yarı banket yarı ot yaparak Altın Yol’un yanında yürüdük. Bir köprü geçtikten sonra ileride bir üst geçit gördük. Altın Yol’un karşı tarafı yürüyüş yolları ve parklardan oluşmaktaydı kıyıya karşı… Biz ise yolun diğer tarafında otları ve çalıları ezerek yürümekteydik. Trafik vızır vızır olduğu için karşıya geçmek ölümle eş anlamlıydı ve yürüdük. Üst geçide kadar…

Bayraklı Bayraklı  

Bayraklı’ya hoş geldiniz. Üst geçit Bayraklı’daymış. Bayraklı’nın inşaat halindeki Metro istasyonu ile Bayraklı İskelesi’ni bağlayan üstgeçitmiş geçitimiz de. Kendisini kullanarak Altın Yol’un diğer tarafına geçmeyi başardık. Yanda Bayraklı’dan Özdilek nasıl görünüyor görebilirsiniz. Bir süre medeniyetin ellerinde yürüdükten sonra Sahil Güvenlik’in arkasında bir sokakta bulduk kendimizi. 1649 sokak olan bu sokakta da epeyce yürüdükten sonra, kendimizi demiryolu parmaklıklarıyla çevreli bir çıkmazda bulduk. Evet, bildiğiniz çıkmaz sokakmış. Geri dönüp ilk gördüğümüz sokağa saparak (1655) bir çıkar yol aradık. Çıkar yol oradaydı, demiryolu parmaklıkları söküktü. Demiryoluna tırmandık, ve yıllardır tren geçmemiş (bu sefer gerçekten 😄) yoldan Karşıyaka’ya doğru yürümeye başladık.

Sonunda vardık mı ne? Sonunda vardık mı ne?  

Manzara gerçekten muhteşemdi. Sağınızda yol var, ama üstten gidiyor, hiçbir şey görmüyorsunuz. Önünüz demiryolu, hafiften sağa kıvrımlı. Solunuz alabildiğine deniz… Ah bir de tehlikeli olmasa daha çok tadını çıkarabilirdik. Zira sadece demir yolundan ulaşılabilen bazı yıkık binaların içinde grafitici ve tekin olmayan gençler vardı. Şükür ki bizi görmediler. İlerde ise yolun altındaki bir girintiyi kendine ev yapmış bir adam vardı. Onun için tekin değil demiyorum, kimdir kim değildir bilmiyorum ama bu devirde kimseye güvenmeyeceksin.

Bir süre daha yürüdükten sonra bu sefer de karşımıza Askeri Tersane tehlikesi çıktı. İleride askeri tersane görününce nöbetçi asker dize düdük çalmaya başladı. Ama o kadar yolu -tabii ki- geri dönemeyecek olan biz askeri pek takmadık. Artık iyice yaklaşınca, asker demiryolunun yasak bölge olduğunu ve çıkmamız gerektiğini söyledi. Yola tırmanmalıymışız. Bir buçuk metrelik bir tırmanış ile sağımızda tepeden gitmekte olan yola çıktık. Bu da ilginç bir deneyimdi. Askeriyenin dikenli telli alanının -haliyle- dışındaydık. Tren yolu ile asfalt yan yanaydı. Ama demiryolundan çıkınca yasak bölgeden de çıkmış olduk.

...ve Bostanlı'ya 7 saati yürüyerek 1 saati molalarla geçen 8 saatte vardık. 30km yol teptik. ...ve Bostanlı'ya 7 saati yürüyerek 1 saati molalarla geçen 8 saatte vardık. 30km yol teptik.  

Altın Yol macerası da bitince Karşıyaka iskelesine varmamız çok sürmedi. Çarşıya girip Migros’a uğradık ve bir cips iki kola aldık. İskelenin yanındaki en gölge çimlere çökerek uzunca bir süre mola verdik, öğle yemeğimiz, cipsi yedik. Yaklaşık 3 tane çingeneyi de başımızdan savdıktan sonra yürüyüşe (artık sürünüş halini almıştı) devam ettik. Kısa bir süre sonra Altınbalık’taydık. Bostanlı’ya varmıştık, başarmıştık. Yanda Bostanlı'dan Özdilek nasıl görünüyor görebilirsiniz.

Bir süre için acaba Mavişehir’e kadar yürüsek mi diye düşündük. Eğer geri dönüş olmasaydı yürüyecektik, ama oraya gidince geriye de dönmemiz gerekliydi. (otobüs yok) Onun için yürüyüşümüzü Bostanlı’da noktaladık. Otobüslere ayrıldık. 330’um ile yurdumun yolunu tuttum. Yol boyu uyudum. (şükür ki son durakta iniyorum)

Yolculuk toplam 8 saat (7’si yürüyüş, biri molalar) sürdü. 07.30’da başladı 15.30’da Bostanlı’daydık. Toplam 30.00 km yürüdük. Evet, iki çılgındık, çok ama çok eğlendik. Sınırsız macera yaşadık. Anlatacak bir anımız oldu.

Bir sonraki yürüyüşümüzün güzergâhını belirlemedik ama öğrendiğimiz gerçek şu ki, gitmeden önce gideceğimiz güzergahda yaya yolu olduğunu öğrensek iyi olacak. 😃