Antalya Toplu Taşıma Sisteminin Sorunları - 1

antalya-rayli-sistem antalya-rayli-sistem   Antalya’da ulaşım bir ölüm. Trafik sıkışıklığı, haftada bir yönü değişen tek yönlü yollar, belediye çukurları ve daha neler isterseniz! Antalya bir buçuk milyonluk, dört merkez ilçeden oluşan büyük bir şehir olabilir ama toplu taşıma sistemi, büyükşehir görünümlü bir köy için tasarlanmış.

İzmir’de uzun bir süre kaldığım için Antalya’nın toplu taşıma sistemini karşılaştırmalı örneklerle eleştireceğim.

Gördüğüm eksikleri ve hataları üç temel kaynağa ayırabilirim. Şoförler, halk ve belediye.

Oldukça uzun bir inceleme olacağı için, halk ve belediyeyi başka bir yazıda (ya da yazılarda) inceleyeceğim. Şoförlerle başlıyorum yazı dizime…

İzmir’de bir disiplin vardır. Her otobüs durağında durur, yolcusunu indirip bindirdikten sonra kalkar ve bir sonraki durağa kadar asla durmaz. İsterse durağın hemen ilerisinde ışık olsun ve otobüs kırmızı ışıkta duruyor olsun. Kapıyı açıp sizi içeri almaz ya da aşağı indirmez.

Antalya’da ise gerek dolmuşlar, gerek otobüsler “halka aittir”. Kafanızı kaşısanız kendilerine işaret edildiğini sandıklarından dururlar. Üstelik durmaları için yolun müsait olması gerekmez. Kavşağın ortasında ya da tek şeritli bir yolda tüm trafik akışını tıkayarak durabilirler. Yolcu evinden üç metre uzaktaki durağa gitmek yerine, durağa üç metre uzakta elini sallar, otobüs durur.

Antkart Gerçekleri Anlatan Logo Antkart Gerçekleri Anlatan Logo   {right}Bu trafiğin selameti açısından acilen aşılması gereken bir durumdur ki, çözümü de kolaydır aslında. Antkart sistemiyle beraber tüm araçlara GPS cihazı konulmuştur. Türkçe meali, tüm toplu taşıma araçları uydu aracılığıyla anbean takip edilebilmektedir. Yazarsın basit bir yapay zekâ, eğer duraklardan uzakta Antkart okutulursa anlarsın ki bu araç durak dışında yolcu almış. Yazarsın cezayı geçersin. Ah belediye uyumasa…

Yine sadece Antalya’da gördüğüm bir olay… Şoförlerin tanıdıklarıyla muhabbet etmek için otobüs/dolmuşu durdurmaları. Yolda geçerken X bakkalının önünde durur, ön kapıyı açar, “N’aber nasılsın?” muhabbeti yapar yoluna koyulur… Hatta ve hatta dolmuşundan inip sigara alan şoför görmüşlüğüm de vardır. Bu nasıl bir rahatlıktır böyle?

İzmir’de olmayan başka bir şey ise durakta dakikalarca, dakikalarca beklemesidir otobüsün… İlk duraklar hariç, otobüs yolcusunu aldığı gibi gider. Antalya’da ise, her durakta beş dakikaya kadar bekleyebilirler… Yok, gelen yok! Devam etsene!

Ufak şehir havasını bırakıp sadece kâğıt üstünde değil, ruhen de büyükşehirliğe geçişin ufak adımlarıdır bu sorunları aşmak… Artık “Nihat Dayı” ile ayaküstü sohbet etmemelisinizdir. Çünkü büyük bir şehrin, önemli bir organizasyonu olan toplu taşıma sisteminin değerli bir personelisinizdir, serbest çalışan bir sürücü değil.

Bir sonraki yazımda halk ve belediyeye de el atacağım… Ah keşke bir de Türel okusa bunları!

Dipnot: Bu yazı dizisinde Antalya kendinden büyük ve toplu taşıma konusunda sorunlarını aşmış şehirlerle karşılaştırılmaktadır. Tutup da kasaba ayarındaki Z şehriyle karşılaştırırsanız, Antalya’nın toplu taşıma sistemi eminim şahane çıkacaktır. Bu sizin Pollyannacılığınızdan kaynaklanmaktadır.

Dipnot 2: Antalya’yı köye benzetmekle köy yaşamını ezmek ya da aşağılamak gibi bir amacım yoktur ve kesinlikle böyle bir şey düşünmüyorum.