Antkart versus Belediye

Antkart logo Antkart logo   Az önce Antkart’ın sitesini gezerken Antkart’ın kamuoyuna yaptığı bir açıklamayı gördüm. Umuyorum belediye gibi her insana erişmek, tüm dolmuş otobüslere bildiri yayımlama şansı olmayan bu şirket de kendi sesini yeterince duyurabilir.

Sonuçta (yine bazı tek taraflı düşünenlerin anlam veremeyeceği üzere) her iki tarafın da kendini savunmaya hakkı var.

Bakalım belediyenin suçlamalarına Antkart ne demiş, ne dememiş…

Bu blog yazısının devamını okumadan önce, Antkart’ın açıklamasını ister kendi sitesinden, ister aşağıdan okumanızı şiddetle öneririm.

Kamuoyu Açıklaması

Uzun zamandır Antalya gündemini meşgul eden ve Antalya’lıları çok yakından ilgilendiren Antkart konusunda bugüne kadarki sessiz ve sabırlı bekleyişimize bugün itibariyle son veriyoruz.

Bugüne kadar sessiz kalmamızın tek nedeni; Antalya Büyükşehir Belediyesi yeni yönetimine, devir aldığı görevin sorumluluk ve yükümlülüklerini iyi idrak edebilecekleri ve seçim öncesinin sanal atmosferinden kurtularak, şehrimizin ve belediyenin gerçekleri ile tanışacakları makul bir zamanı tanıyabilmekti.

Üç aya yakın bir zamandır, yeni yönetimin siyasi ve idari kadrolarının uzlaşmaz tutumlarını, bizlere karşı olan kaba ve anlaşılmaz tavırlarını, kasıtlı ve fevri basın açıklamalarını önce Antalyalıların, sonra da idarenin menfaati için saygı ve sabır ile bir anlamda sineye çektik.

Ancak artık Antalyalıların gerçekleri duyma zamanı gelmiştir;

1. Akıllı Kart Sisteminin İptali ve Sözleşmenin Feshi

Büyükşehir Belediyesi idaresi 19 Haziran günü basına bir Kamuoyu Açıklaması göndermiş ve bu açıklama ile şehrimizde son iki senede bir çok zorluk, masraf ve fedakarlıklarla kurulan akıllı kart sistemini iptal ve sözleşmemizi fesih etmiştir.

Sadece bizleri değil, bütün Antalya’yı hayrete düşüren bu açıklamanın en talihsiz tarafı; idarenin ‘Antkart A.Ş ile yapılan görüşmelerde anlaşma ortamı sağlanamamıştır, fiyatın ve ödemenin vadesinin yapılandırılması mümkün olmamıştır’ ifadesidir. Bu Antalya Halkını aldatmaya, şirketimizi kamuoyu önünde fırsatçı, uzlaşmaz ve çıkarcı göstermeye yönelik gerçek dışı bir beyandır.

Tam tersine, söz konusu görüşmelerde sadece şirketimizin Antalya çıkarları için verdiği onca taviz sonrası, şehir kartı konsepti bizde kalmak, mevcut kartların kullanımının devamı ve bazı önemli fikri ve sınaî haklarımızı elde tutmak şartı ile şirket ederimizin yarı bedeline ve daha sonrada bakiyenin yarısını Belediye’ye hibe ederek şirket ederimizin dörtte birine şirket hisselerimizi devir etme konusunda anlaşma sağlanmış, hem fiyat, hem ödeme vadesi, hem de mevcut kartların durumu ile ilgili halkımızın haklarını tam anlamında koruyacak şartlar üzerinde anlaşılmış ve sözleşme metni son haline getirilerek en geç 19 Haziran 2009 tarihinde imzalanmak üzere el sıkışılmıştır. Hatta Sayın Belediye Başkanının, şirketimiz ile anlaşma sağlandığına dair 17 Haziran meclis toplantısında bazı basın mensuplarına verdiği demeçler çeşitli gazetelerde de yayınlanmıştır. Bütün bunlar yok sayılarak ‘anlaşma ortamı sağlanamamıştır’ açıklaması yapmak devlet geleneğine yakışmamıştır.

2. Kartlarda Yüklü Bakiyeler

Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı dün (24 Haziran 2009) yaptığı bir diğer basın açıklamasında yine birçok gerçeği ya saptırmış, ya gizlemiş, ya da yok saymıştır;

Kart Bakiyelerinin iadesi konusunda idareye 23 Haziran 2009 tarihli yazımızda iade şekil ve sisteminin oluşturulması için çalışmalara başladığımızı belirtmemize rağmen, Belediye yönetimi, anlaşılmaz bir şekilde, bizlerle görüşmek ve ortak bir çözüm bulmak yerine, kamuoyunu yanıltıcı ve şirketimize karşı kışkırtıcı tavır içine girme yolunu seçmiştir. Oysa idareden beklenen, popülist yaklaşımlar yerine, sorunları, halkın sözde değil, özde yararına olacak şekilde, en doğru, şeffaf ve hızlı çözme yollarını şirketimizle beraber aramaktır.

Kartlar üzerindeki bakiyeler şirketimiz sorumluluğunda olup, tamamının karşılığı mevcuttur ve en kısa sürede, en az zahmetle vatandaşlarımıza iade edilecektir. Tahmin edileceği gibi 800.000’den fazla kart sahibine kartlarındaki paraları iade işlemi teknik ve idari olarak zor ve masraflı bir iştir. Antkart A.Ş. bu konuda kendisine düşeni yapmak için çalışmalara başlamıştır ve mümkün olan en kısa sürede vatandaşlarımıza kartlarının üzerindeki bakiyeleri nasıl ve ne zaman alabilecekleri hakkında duyuru yapılacaktır. Bu konuda değerli vatandaşlarımızın anlayışını rica eder, bunun bizim için bir namus meselesi olduğunun ve bakiyelerin son kuruşuna kadar hak sahiplerine ödeneceğinin bilinmesini isteriz.

3. Kart Bedelleri

Kart bedellerinin iadesi konusunda ise İdare yine yanıltıcı ve gerçekleri saptıran bir tarz seçmiş ve yaptığı basın açıklamasında kartlara yüklü ulaşım bedelleri başlığı altında kart bedelleri hakkında yanlış ve hukuksuz bilgiler vererek kamuoyunun aklını karıştırmak gayesi içine girmiştir. Kart bedelleri sistemin ve yap-işlet modelinin ayılmaz bir parçasıdır ve gelirleri de işletmecinin haklı ve hukuki geliridir. Ayrıca kart fiyatları idarenin iddia ettiği gibi keyfi olarak tarafımızca değil, idare tarafından belirlenmiştir.

Kart bedellerinin iade edilerek vatandaşların mağdur edilmemesi konusunda idare samimi değildir. Çünkü halkın elindeki kartları geçersiz kılarak insanlara yeniden kart aldırma ve bu şekilde ülke ekonomisi ve hemşerilerimizi zarara uğratmak yerine, bizim kendilerine teklif ettiğimiz gibi mevcut kartları yeni kuracaklarını beyan ettikleri sistemde elbette ki kullanmaya devam edebilirlerdi. Ancak idare, bunun yerine, her ne pahasına olursa olsun halkımızı şirketimize karşı kışkırtmayı ve kaos ortamı yaratmayı tercih etmiştir. Amaç; anlaşmak, uzlaşmak, çözmek değil, yıkmak, bozmak ve kötülemek olmuştur.

4. Akıllı Duraklar

Yine İdarenin 24 Haziran tarihli açıklamasında akıllı ‘akıllı durakların çok önemli bir faydası olmadığı’ yönündeki açıklamaları, öncelikle bir Antalyalı olarak bizleri dehşete düşürmüş ve Antalya toplu taşımacılığının geleceği konusundaki endişelerimizi daha da arttırmıştır. Sadece bu açıklama, idarenin söz konusu işten, uygulanan teknolojiden ve toplu taşımayı kullanan halkımızın halinden ne denli bihaber olduğunun en açık kanıtıdır;

Antalya’da 1000’e yakın durak olduğunu söyleyebilecek kadar şehrimizin gerçeklerinden uzak idarecilerimize naçizane tavsiyemiz, bir kez olsun sokağa çıkıp bahsettikleri durakları saymalarıdır. Bu zahmete de katlanmak istemeyenler için ise tavsiyemiz, internet sitemizden durak sayı, isim ve konumlarını öğrenmeleridir. Gerçek durak sayısı 362’dir.

Ayrıca idarenin yetersiz olduğunu iddia ettiği 30 adet akıllı durak, Antalya toplu taşıma binişlerinin istatistiksel olarak en yoğun olduğu 30 duraktır ve toplam biniş sayısının % 35’ine yakınını kapsamaktadır. Kaldı ki, akıllı durak sistemi sadece 30 duraktaki panelden ibaret olmayıp, internet ve cep telefonu üzerinden 362 durağı kapsayacak şekilde yapılandırılmıştır. İki hafta öncesine kadar çalışmakta olan akıllı durak internet sayfamıza yapılan günlük 35.000 ziyaret, akıllı durak hizmetimizin ne kadar kabul gördüğünün en güzel ve gurur verici kanıtıdır. Kendisine akıl ve bilim yolunu rehber edinmiş kişilerin bakması gereken bilgiler bunlardır.

Bilinmelidir ki; akıllı durak sistemi gerçek anlamda Türkiye’de ilk defa Antalya’mızda uygulanmış ve bu uygulama şirketimiz tarafından ihale kapsamı dışında gönüllülük esasıyla yapılmıştır. Bu hizmet için belediyemizin veya vatandaşlarımızın cebinden tek bir kuruş çıkmamışken, şimdi kurulacağı söylenen akıllı durak sisteminin parası kimlerin cebini dolduracaktır. Seçim sonrası ‘Antkart’ın tek iyi yaptığı işin akıllı duraklar olduğunu’ söyleme cesareti gösterenler, bugün ne gariptir ki bu sisteme de tu kaka diyebilmişlerdir.

5. Komisyon Oranı

Ne büyük talihsizliktir ki; sözleşmenin tarafı olan idare, yaptığı basın açıklamasında sistem işletme komisyonunu dahi doğru yazamamış, yüzde 11 artı KDV olan komisyon oranını sehven veya kasten yüzde 13 artı KDV olarak beyan etmiştir.

Dahası bu yüksek komisyon oranının sistem kullanıcısına bir maliyet yüklediğini iddia ederek, firmamızın son güne kadar ödemeye devam ettiği yüzde 2 artı KDV değişken ve 3 Milyon Türk Lirası sabit bedeli saklamaya çalışmaktadırlar. Sanki, alınan yüzde 11 artı KDV komisyon oranını biz belirlemişiz ve tamamını da biz alıyormuşuz izlenimi yaratarak, bu komisyonun yarısından fazlasının idareye gittiği gerçeğini saptırmak istemektedirler.

Bir taraftan parasızlıktan yakınan idare, diğer taraftan aylık 500.000 TL’lik bir geliri siyasi nedenlerle kaybetmiştir. İdarenin iptal kararı kamu veya halk yararı gözetmemektedir, çünkü komisyon kesintisi kalkmasına rağmen idare ulaşım fiyatlarında herhangi bir indirim yapmayı gerekli görmemiştir.

Demek ki mesele, Antkart’ın komisyonu veya halkın ucuza taşınması değildir.

6. Antalya 2. İdare Mahkemesi Kararı

İdare tarafından saptırılmaya çalışılan bir başka gerçek de Antkart’ın iptal sebep ve şeklidir; Antalya 2. İdare Mahkemesinde açılan dava şirketimize karşı değil, Antalya Büyükşehir Belediyesine karşı açılmıştır. Davayı kaybeden Antalya Büyükşehir Belediyesi’dir. Çünkü Antkart A.Ş. bu davanın tarafı değil, davalı idare yanında davaya katılandır. Dava neticesinde mahkeme Antkart sözleşmesini ya da sözleşmenin temel dayanağı olan meclis kararını değil, encümenin akıllı kart sistemi kurma kararını ve devamındaki ihaleyi iptal etmiştir. Bu sonuç şirketimizin değil belediyenin hatası sonucu oluşmuş bir durumdur. Her ne kadar hukuki yollar tükenmemiş ise de Belediye anlam veremediğimiz bir telaş ve heyecanla, daha mahkeme kararı kendilerine tebliğ dahi edilmeden, taşımacı esnafının müjdesi (!) üzerine, şirketimizle yaptığı sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak fesih etmiştir. En basit ticari ilişkilerde dahi tarafların konuşarak ve karşılıklı hesap mutabakatı sağlayarak anlaşmalarını fesih ettikleri düşünülürse, idarenin bu şekilde, adeta yangından mal kaçırırcasına, Cuma akşamı sözleşmemizi fesih etmesi, bu hareketin altında ister istemez başka nedenler aramamıza sebep olmaktadır. Nihayetinde, fesih yazısının tarafımıza iletilmesinin üzerinden henüz 72 saat bile geçmeden, şehrin dört bir tarafında ‘Halkkart’ adıyla kurulacak yeni sistemin tanıtımı yapılmaya başlanmıştır. Bunun hangi makul açıklama ile izah edilebileceğini bizler de merak ediyoruz

7. Halkkart

Bir haftadır, HalkKart adı altında vatandaşlarımıza yutturulmaya çalışılan ve bizim sistemimizde mümkün olmadığı söylenen şeyler ya tamamen yanlış, ya idarenin kendi tasarrufunda olan ya da bizim sistemimizde mümkün olup da geçmiş ve mevcut idare tarafından toplu taşıma esnafına kabul ettirilememiş şeylerdir. Bu gerçekler ortadayken, böyle beyanatlar vermek ya bilgisizlikten ya da kötü niyetten kaynaklanmaktadır.

8. Planlı Ulaşım (!)

Yine üzülerek belirtmek isteriz ki; Türkiye’nin en iyi ulaşım otomasyonunu kurduğumuz şirketimize, son üç aydır her türlü iftira ve yakıştırmayı reva görenler, bir seneyi aşkın süredir toplanan çok değerli istatistikî verileri bir kez dahi olsun şirketimizden talep etmeyi gerekli görmemişlerdir. Sürekli bilim ve akıl ışığında yapılacağı söylenen toplu taşıma master planının hangi verilere dayanılarak yapılacağını ve konusunda çok yetkin (!) ulaşım danışmanlarının hangi raporlara dayanarak şehrimizin ulaşımını planlayacaklarını halkımızın takdirine bırakıyoruz.

9. Antkart Çalışanları

Bilinmelidir ki; Bizleri en çok üzen öncelikle kart sahiplerinin içine düşürüldükleri mağduriyet ve sonra da fesih sebebiyle işten çıkarmak zorunda kaldığımız elliye yakın çalışanımızdır. Yüz binlere iş verme vaadi ile iş başına gelenlerin Antalyalıları işlerinden etmesi nasıl açıklanabilir? Üzüntümüz büyüktür.

Sevgili Antalyalılar;

Bu gelişmelerle kazanan maalesef, halkımız, devletimiz ve Antalya değil, kayıt dışı ekonomi ve iktidar çevresinde bulunan fırsatçılar olmuştur.

Şüphesiz ki, halkımızın ve şirketimizin gasp edilen haklarının temini için Yüce Türk adaletine başvuracak ve sorumlularının hak ettikleri cezayı almaları için bütün hukuki yolları deneyeceğiz.

Her ne kadar çok büyük bir haksızlığa uğramış isek de, Antalyamızı seviyoruz, Antalyamız için özveride bulunmayı sürdüreceğiz.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

Antkart Kart Teknoloji Hizmetleri A.Ş.

Eğer gerçekten bir anlaşma sağlandıysa ve bundan sonra belediye imzayı atmaktan vazgeçip daha sonra da anlaşmanın sağlanamadığını söylemişse ayıp etmiş demektir. Öte yandan eğer tazminat ödenmemesini sağlayan (yani belediyenin cebinden bir kuruş para çıkmamasını sağlayan) bir mahkeme kararı varsa, belediye –haliyle– bu karara atlayacak, önceki anlaşmaları “unutacaktır”. (Bkz. Penguen, Barış Atar, Mini Çakal bölümü)

Kartlarda yüklü bakiye konusunda yazışma konusunda halkın inanmasını sağlayabilmesi için Antkart şirketinin belediyeyle yaptığı yazışmanın resmi girdi numarasını ve bir kopyasını internete vermesi gerekir diye düşünüyorum. Bildiğim kadarıyla resmi kurumlara gelen tüm belgelere bir numara veriliyor.

Kart bedelleri konusuna benim de kafam takılmıştı. Sonuçta bir kart veriliyor ve bunun içinde mikroçip var. Üstü basılı ve elbet belirli bir bedeli var. (10 TL olmasa bile) Ve böyle bir şeyin anlaşmada geçip geçmemesi gerektiğine kafam basmaz ama, eğer bu şu anda sorun oluyorsa zamanında belediye ve Antkart arasında imzalanan sözleşmede bir sakatlık var demektir. Buna da hayretler içerisinde bakmak gerekir.

Antkart’ın verdiği cevaba göre kart bedellerimizi geriye biraz zor alacağız gibi görünüyor. Sanırım TÜKODER bu konuda gerekeni yapacaktır.

Durak sayısı ve benzeri konularda pek bir bilgim yok. Ama eğer belediye yanılıyorsa hakikaten ayıp etmiş. Öte yandan akıllı durakların gerekliliği konusunda belediyeye katılmıyorum. Ancak Antkart sisteminde verilen sürelerin bir defa bile tuttuğunu görmedim. Yani işe yaramıyordu. Öte yandan sanırım burada suçlanacak kişi trafiği alt üst eden işe yaramayan bir raylı sisteme imza atan eski belediye yetkilileri olabilir.

Antkart komisyon oranının kamuoyuna duyurulandan daha düşük olduğunu iddia etmiş. Belediye’nin %13 olduğunu ispatlaması ya da bir özür yazısı yayımlaması gerekir. (İşin özü, belgeler konuşmadıkça, kim kime güveniyorsa öyle kalır, halkı ikna edemezsiniz.) Neden AKP (aha edepsiz oldum) döneminde Antkart ile belediye arasında imzalanan ve şimdi fesih işlemi başlatılan anlaşmanın bire bir kopyasını kimse kamuoyuna sunmuyor?

Kesinti yüzdesini eski belediye belirlemişti ve bu belediye bunu beğenmiyor. Halk da, Antkart da, belediye de para kaybettiğine göre şoförler şu anda sağlam para kazanıyor olmalı.

Burada belediyeye cidden sormak lazım: Madem Antkart o kadar sömürüyordu, hani indirim nerede? Antkart basın açıklamasında bizim yerimize gerçekten çok güzel bir soru sormuş!

Antkart açıklamasında HALKKART adı altında yapılacak girişimde yapılabileceklerin Antkart bünyesinde de yapılabileceğini iddia etmiş. Ancak ben

2-HALKKART, sistemi belediye adına işletecek ve bundan başka bir işlem yapmayacaktır. Yani kartların satılması, dağıtımı, ücretin toplanması, alacaklılara paraların ödenmesi, vb tüm işlemlerde belediyenin sınırsız kontrolü ve müdahale yetkisi olacaktır.

maddesinin Antkart bünyesinde yapılabileceğine açıkçası inanmıyorum. Bunun dışındaki tüm değişiklikler şüphesiz Antkart bünyesinde de yapılırdı.

Gelelim HALKKART’a... Halkkart deyimi, sanki birisinin saniyenin onda biri kadar bir sürede kafadan attığı, sırf halk ayaklanmasın, biz yeni sistemleri de düşünüyoruz, her şey çok güzel olacak havası oluşsun diye bir anda havadan atılan bir isim gibi… Sanki hiçbir temeli yok. Açıkçası belediyenin başka şirketlerle çoktan görüşüp, Antkart’la uzlaşmamayı baştan kabul edeceklerine inanmıyorum. Bilmiyorum artık yanılıyor muyum?

Ulaşım konusunda gerekli istatistiklerinin Antkart’tan istenmemesi hakikaten mallık olmuş. Hâlbuki çok işe yarayabilirdi. Ama Antkart atlıyor ki, ulaşım master planı sadece toplu taşıma araçları gözetilerek değil, tüm araçlar gözetilerek yapılır. Bu durumda tabii ki bu verilerin istenmesi gerekir, ancak istenmemesi bu kadar dramatize edilmemelidir. Ayrıca ulaşım master planının birkaç yıl süreceği, bu plan hazırlanana kadar geçici çözümler için uzmanlar getirileceği haberi sanki burada biraz çarpıtılmış.

Dipnot: Zamanında Menderes Türel’in özene bezene (!) hazırladığı ulaşım master planı çerçevesinde yapılan hafif raylı sistemin (!) trafiği ne derece rahatlattığı (!) görülmektedir.

İşsiz kalanlara ise üzülmemek elde değil.

Her ne kadar kart almak için günlerce acı çeksek de, ongünlerce kartımızı beklesek de, ve kişi başı 10 TL vererek bir soyguna uğrasak da (aynı teknolojiye sahip kartlar İzmir’de 4.75’e satılmaktadır.) yine de toplu taşıma ulaşımında ödemeye kolaylık getirdiğini kimse reddedemez.

Şimdi tekrar nakit ödüyoruz… Bakalım ne olacak?