Ahtapot
💻 Bilgisayar, 🎈 Hayat, 🧐 Kişisel

Bize Çok Yükleniyorlar…

Ahtapot
Bu ara maalesef pek bir şey yazamadım. Yazmak istiyorum aslında, yazacak çok şey var. Depoda bekliyor hepsi. Süresi geçiyor bazılarının. Ama maalesef bitirmem gereken sürüyle proje var okulda.

Bize haddinden fazla yükleniyorlar bu aralar…

Bölümü severim. Öğrenirim çünkü bir şeyler. Ama özellikle üçüncü sınıfta ve bu sınıftaki bazı hocalarımız “sanki verilen tek ders kendininkiymiş gibi” ödev veriyorlar. İnsaf diyorsunuz. Şu anda o kadar çok ödev ve proje var ki! Sayayım:

Web Servisleri’nden bir sunumumuz, bu sunumun raporunun yazılması ve bir de projemiz, Yazılım Mühendisliği’nden bitmek bilmeyen ve haddinden fazla ayrıntı isteyen, incikli cıncıklı, tüm saatlerimizi harcayan bir projemiz, Algoritma Analizi’nden her hafta sektirilmeden verilen ve çözmek için cidden araştırmamız ve kafayı kullanmamız gereken ve günlerimizi yiyen ödevlerimiz, yine Algoritma Analizi’nden bir projemiz ve bunun İngilizce olarak ayrıntılı bir şekilde yazılması gereken raporu, Yazılım Mühendisliği’nden yazıp çizip projelendirmemiz yetmiyormuş gibi bunun bir de arayüz prototpinin hazırlanması, koca projenin tamamının tüm classlarının en incik cincik metotlarına kadar belirlenmesi ve bunların tamamının sunulması lazım.

Hangi birine yetişeyim? Ahtapot değilim ki, her kolumla birini yazayım!

Çalışmamız gereken normal derslere, tezimize ve insan olduğumuz için bulunmamız gereken sosyal aktivitelere girmiyorum bile.

Sadece “İNSAF” demek istiyorum. İNSAF! Bazı hocalarımız, çalışmamız gereken tek ders kendininkiymiş gibi yükleniyor bize, yetemiyoruz, yetişemiyoruz, yetiştiremiyoruz. Biraz da bizim açımızdan baksanız, daha insaflı yüklenseniz olmaz mı? Bizim arada bir gezip tozmaya, tiyatroya falan gitmeye ihtiyacımız var.

Kişisel

Ödevlere hep önem veren biri oldum. Beğendiğim oldu, beğenmediğim oldu. (Hatta birinde bayağı tartışma olmuştu.) Ama hepsi için uğraştım, beğenmediklerimi de yaptım, iyi kötü bir puan aldım. Genelde bir şeyler öğrendim. Öğrenmediklerim de oldu. Amelelik olarak gördüğüm ödevleri de yaptım, seve seve yaptığım da çok oldu. Raporlarımdan özenmediğim bir tanesi bile yoktu. Tüm kod parçalarını özenerek yazdım. Hatta bazılarının aralarına sürpriz yumurtalar bile yerleştirdim. Hocalar okurken eğlensinler, değişiklik olsun diye.

Ama bu sene, yapmadığım, yapamadığım ödevler oldu. Bilmediğimden mi? Hayır. Yapamadığımdan mı? Hayır. Üşendiğimden, tembel olduğumdan mı? Kesinlikle hayır. Peki, neden? Cidden ama cidden vaktim kalmadığından…

Bitirirken

Tüm ödevlerime, projelere aynı özeni göstermeye devam edeceğim. Yapım bu. Ama hocalarımızdan bir dileğim var: Proje ve ödev vermeden önce, bizim diğer iş yüklerimizi ve sosyal hayat ihtiyaçlarımızı göz önüne alarak biraz daha insaflı olmaları…

Siz ne düşünüyorsunuz?

Bize Çok Yükleniyorlar… 6 yorum aldı.

  1. Bilmiyorum sadece Bilgisayar Mühendisliği için mi geçerli yoksa tüm bölümler için mi ama sürekli aşırı ödev ve proje yoğunluğu altında olmak berat bir şey. Bazen öyle zamanlar gelir ki arkadaşlar hadi sinemaya, gezmeye gidelim der. Biz ders çalışmaya, proje yapmaya okula gideriz. Seçmeli ders diye hafife alabileceğimiz derslerin bile projesi var. Tabiki de çoğu ders aynı haftalarda proje veriyor, rapor istiyor, sınav yapıyor. Artık az kaldı biraz daha gayret 🙂

  2. Kurduğum 3 cümlenin 2'si proje oldu şu günlerde.Birini bitirmeden bir başka projeye başlıyorum.Bazı zamanlar hayatla bağlantımın tamamen kesildiğini hissediyorum.Oynatmama az kaldı dediğim zamanlarda durup nefes alıyorum.Ancak kendime gelebiliyorum.
    Her hafta veritabanı ödevi,mikroişlemciler ödevi,üstüne üstlük bunların yanına nesne ,Windows ve mikroişlemciler projeleri eklendi.Tabi bir de finallere çalışmam lazım.Gözde'ye de sonuna kadar katılıyorum.Seçmeli dersin projesi için gece gündüz çalışıyorum.
    Bize birazcık da olsa insaflı davranın.Sonuçta biz de insanız.Sıkılabiliyoruz,patlayabiliyoruz.İnsan olduğumuzu arada bir hissetmemiz lazım.
    En azından ruhumuzun sağlam kalabilmesi için ,biraz insaf bekliyoruz.

  3. keşke benımde projeşlerım olsa çunku okumak ıstediğim bölümdesiniz ve orayı kazanmak için çok çalışmam gerek işleerimden dolayı ve üzerimdekı sorumluluklarımdan vaktım kalmıor fakat inş seneye bende aranızda olacam…

  4. Merhabalar,
    Öncelikle bu yoğunluğun bizim bölümümüzdeki derslerin yanlış yerleşiminden de kaynaklanıyor olmasıda etken ancak ben size benim haftalık programımı anlatayım. Pazartesi sabah mantık lab, salı günü sabah doktora dersi, çarşamba tüm öğleden sonra İstatistik Lab., Perşembe sabah Elektrik Lab., Öğleden sonra doktora dersi, Cuma günü boş. Şimdi asıl programa gelince, Pazartesi tüm günüm Salı günkü doktora dersi için araştırmayla geçiyor. Daha önceden de çalışmış olduklarımı tekrarlıyor ya da sunum hazırlıyorum. Mantık Lab'ı için çalışacak birşey yok çünkü biliyorum. Salı günü sabah bir chapter işleniyor ancak önceden okuyup gelmemiz gerekli. Makale ödevi varsa onu da okuyorum. Sonrasında Salı öğleden sonra boş vaktim oluyor, Doktora çalışmam için birşeyler bakıyorum. Birşeylere bakıyorum diyorum ama bakamıyorum çoğunlukla başka şeyler oluyor (hocaların istekleri, sizin lab notlarınız vb. ) Sonrasında Çarşamba sabahım boş. Ancak İstatistik konusunda pek bilgim olmadığından oturup çalışıyorum size anlatacaklarıma tüm öğleden sonra. Cuma günüm boş, o gün doktora için birkaç kod bakıyorum, salı günkü sunum için ya da chapter için çalışma yapıyorum. Evet siz de zorlanıyorsunuz, ancak bu durum geçici. Siz bu dönemi bitirdikten sonra araştırma görevlisi olursanız bu tempoyla başlayacaksınız. Eğer özel şirketlerde çalışırsanız daha da yorulacaksınız. Bu sıkışıklıkta yaratıcılık, özen ve stresten uzak bir çalışma hayatı yakalamanız zor. Sizler bu durumda arkadaşlarınızı, dostlarınızı, ailenizi ve kendi özel ilgilerinizi feda edebilirsiniz. Bu işin getirdikleri bu diyemiyorum. Çünkü haklısınız. İnsanlar okuldan ayrılıp, şirketler kurup sizin patronunuz oluyorsa ben de bu tempodan çıkıp böyle çalışmanız gerek bu mümkün diyemiyorum. Çünkü sizler ve bizler daha rahat bir çalışma, okuma düzeni istiyoruz. Bunun için yapabileceklerimiz az. En başta ülkemizin temel ekonomisi bu kadar insafsız, sonrasında patronlar ve çalışanlar o kadar az profesyonel. Bende oturup doktora çalışmam için sizlerden bir grup kurup bildiklerimi paylaşmak, sonrasında saatlerce oturup yeni fikirler üretmek isterdim. Ancak içinde bulunduğumuz düzen bunları bizden istemiyor.

  5. Bu durumda yapabileceklerimiz sınırlı. Kendi şirketimizi kurmak ve yaşatmak bir seçenek. Ancak bunun için en temelinde yeni bir fikre ve bunu satabileceğiniz insanlara ihtiyacınız var. Biz araştırmacılar ise sizleri boş verip kendi araştırmamızla uğraşamayız. Bu nedenle sizlere en iyisini öğretmeli, sonrasında kalan zamanımızda kendi araştırmamıza bakmaya çalışıyoruz. Bunu kimimiz yapıyor kimimiz yapamıyor ancak sizlere öğretebileceklerimizden ödün vermiyoruz. Bu kadar zorlamamız birazda bundan biraz da sizin yapabileceklerinizi bilmemizden. Sizlere öğretilenle yapabileceklerinizin sınırı yok, çünkü başkaları şu an kullandığınız tüm teknolojileri yaratırken sizden daha az imkanlara sahipti. Zamanları vardı, ekipleri vardı, uğraşmadıkları okulları vardı belki ama sizler daha fazlasını da yapabilirsiniz. Ancak alabileceğiniz tüm bilgiyi almadan buradan ayrılamazsınız . Çünkü dışarıya adım attığınız anda her şey para arkadaşlar. Sorularınızın cevapları, yazacağınız kodların örnekleri, kullandığınız programlar hep para. En mantıklı şey verebileceğini vermeye çalışan biz eğitmenlerinizden, alabileceğinizin en fazlasını almak olacak. Bu süreçte zaman zaman zorlanacaksınız ancak bu ortamda yalnız değilsiniz. birbirinize ya da bize sorabilir, birlikte çalışabilirsiniz. Bu zamanlar geçecek, kalıcı olan öğrendikleriniz olacak unutmayın ve bu amaçla çalışın.
    Herkese iyi çalışmalar,

  6. Yazı başlığında sloganı görünce direkt Avea övücü yazı yazmışsın sandım, tüm negatif enerjimi gönderecektim sana Umut. Neyse Allah'tan değilmiş 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir