İstanbul Bilişim'i Dikkate Alın

HP’yle olan maceramı biliyorsunuz. Bilmeyenler için özetlersem: İki aylık bilgisayarım bozuldu. Bir buçuk ay tamirde bekledi. Tamir süresi dolduğundan değişim istedim, stoklarımızda yok veremeyiz dediler. Paramı istedim, tamam ama iki ay beklersiniz dediler. CEO’ya şikâyet ettim. Paramı üç hafta sonra aldım.

Ve böylece cepte 2300TL naktim oldu. Tüm yaz tatilini bilgisayarsız geçirdikten sonra bir bilgisayar almanın vakti gelmişti...

Sanırsınız onca olaydan sonra HP almam. Eh, elimde olsa almam tabii! Gel gör ki Tablet PC’nin tadına varmışız bir defa. Ekrana dokunarak bir şeyler yapabilmek, kalemle ekrana yazı yazıp bir şeyler karalayabilmek, iki kiloluk ve beş saate yakın şarjı giden minik bir bilgisayarı olması insanın, bağımlılık yapıyor haliyle.

Eğer bunları HP dışında bir firmada bulsam, almayı ciddi ciddi düşünürdüm herhalde. Ama Tablet PC dedin mi, hemen HP’ye gidiyor fiyatlar…

HP Türkiye bilgisayarımın para iadesi yapmayı önerdiğinde (!) benden bilgisayarın bendeki parçalarını istemedi. E ben de “hatırlamadım” teslim etmeyi. Zaten sesi bağırma frekansında çıkan konuşma özürlü biriyle bağlantı kuruyorum, bir de bendeki parçaları teslim etmek gibi bir “incelik” mi yapacağım?

Bu yüzden paramı aldığım halde elimde eski bilgisayarıma ait DVD yazıcı, kalem, kumanda ve 8 hücreli batarya gibi aksesuarlar bendeydi. Bunlar boşa harcanır mı? Olur mu hiç öyle şey!

İşte bu yüzden aynı modeli, ya da aynı seriden bir bilgisayarı almalıydım. Böylece beleşten bir DVD yazıcım, yedek kalemim ve yedek bataryam olacaktı. 😃

Antalya’da HP TX 2600 ürünü hak getire. Ya da bir TX serisi. Araştırdım durdum… Aynı bilgisayarı almalıydım, hazır para da varken. Ama nerden? Derken karşıma İstanbul Bilişim çıktı. (Google sağolsun.)

İlk fark ettiğim fiyatlarının diğer şirketlere göre aşırı düşük olmasıydı. Hatta o kadar düşüktü ki, hani hafiften kıllandırıyordu. Bilgisayarımı buldum ve sipariş vermeye karar verdim. Baktım, ekranda "stok sorunuz" diyor, aradım müşteri hizmetlerini stok sordum.

Ve hayal kırıklığımı yaşadım. Stoklarda yok, gelmeyecek. Konuştuğum adam, TX2-2000 modeline bakıp bakmadığımı sordu. Bakmamıştım.

hp-touch-smart-tx2-serisi hp-touch-smart-tx2-serisi  

İyi ki de stoklarda yokmuş. TX2-2000 modeli çok hoşuma gitti. Multitouch ekrana sahip (aynı anda birden fazla parmaklamayı algılama kapasitesine sahip 😄 ) üretilen ilk Tablet PC modeliydi. İşlemcisinin cache belleği hafif dandikti (1MB) ama onun dışında şahane bir bilgisayara benziyordu.

En iyisi de, TX serisi ile TX2 serisinin bataryaları ve DVD sürücüleri uyumluydu! (TX serisi WACOM marka touch panel kullanırken, TX2 n-trig kullanmaktadır ve kalemleri birbirine uymamaktadır.)

Antalya’da bırakın stoklarda bulundurmayı, böyle bir bilgisayarı bilen yok. Güvendiğim dağ olan Vatan Bilgisayar’ın müşteri hizmetleri, "Beyefendi stoklarımıza internetten bakın, orada varsa vardır yoksa yoktur!" diyerek beni tersliyor, kısaca kar yağmış o dağlara, kala kala İstanbul Bilişim’e kaldım.

Aradım müşteri hizmetlerini. Bir dakika bile beklemeden birisi bana “Alo” diyordu. Kendisi Ceyda Yaman Hanım’mış, daha sonra tanıştık. Notebook Ürün sorumlusuymuş.

Satın almadan önce, bazı teknik bilgilere ihtiyacım olduğundan kadını sorularımda deli etmeye başladım. Kutuyla beraber kaç batarya geliyor? Batarya güç çıkışı ne kadar? Türkçe klavye mi İngilizce klavye mi? …

Bunları bilmesi mümkün değil tabi. Normalde Teknosa ne derler? Beyefendi bilmiyoruz. (İçlerinden alacaksanız alın almayacaksanız işimiz gücümüz var diye devam ederler...) Peki Ceyda Hanım ne yaptı? Telefon numaramı aldı, teknik servislerine gitti/aradı, istediklerimi teker teker sordu ve beni arayarak anlattı.

İşte o an İstanbul Bilişim’e hayran oldum. Hazır telefonda Ceyda Hanım ile konuşuyorken siparişimi verdim, havalemi yaptım ve bilgisayarımı beklemeye başladım.

İki saat sonra ürünüm kargodaydı, ertesi gün elime ulaştı. UPS’in dağıtım merkezine giderek kutuyu orda açtım. Kırık çıkık incelemesi yaptım, sağlam görünüyordu. İmzamı attım bilgisayarımı aldım eve geldim. Bilgisayarı karıştırırken yaklaşık altı saat sonra fark ettim ki klavyedeki “8” tuşu çıkık. Yani yine klavyenin bir tuşu gümlemiş. Eski bilgisayarı garantiye göndermemin ve iki ay tamir edilememesinin sebebi!

Moral 0 tabi. Hani bir de imzayı atmışsın, sağlam aldığını beyan etmişsin, adamlar parasını almış, kesin takmazlar diye düşünüyorsun. Ceyda Hanım’a mail attım. Derdimi olduğu gibi anlattım.

Ertesi gün sabah saat 09.30’da (yani mesai başlar başlamaz ve uykumdan uyandırılarak) beni aradı. Arıza için özür diliyordu. Normalde kendileri yurt dışından getirtip, daha sonra kendi servislerinde tuşları söküp Türkçeleştirip geri taktıklarını anlatıyor, ender de olsa böyle çıkık tuşlar olabileceğini söylüyordu. Dediği aynen şuydu: “Gönderin, bu çok ama çok basit bir işlem, bir saatte tuşu değiştirip geri yollarız biz size.”

Olaya bakar mısınız? HP’nin Türkiye Yetkili servisinde tuş yok, beni iki ay bekletiyor, paramı veriyor, üstüne bir de parçaları bende unutup zarara giriyorlar, Ceyda Hanım aynı arıza için bana “Bu çok basit, hemen hallederiz.” diyor. Böylece HP Türkiye servisinin mallığı bir defa daha gözler önüne seriliyor.

UPS’si arıyorum, o gün gelip kapımdan alıyorlar bilgisayarı. Bir kuruş ödemiyorum. İki gün sonra İstanbul Bilişim’e gidiyor, tuş değişiyor ve tekrar yola çıkıyor. İki gün sonra da evimin kapısından, yine tek kuruş ödemeden alıyorum bilgisayarımı. Sapasağlam.

İstanbul Bilişim’i canı gönülden tebrik ediyorum. Hem müşterileriyle satıştan sonra ilgilenen bir Ceyda Hanım’ları olduğu için, hem bir tuş yüzünden aylarca bekletmeyecek servisleri olduğu için, ASUS Türkiye gibi bilgisayarımı kırıp geri yollamadıkları için, Türkiye’ye aynı bilgisayarı çok daha ucuza getirttikleri için ve bana kendilerine güvenebileceklerini hissettirdikleri için.

Alışveriş dediğin böyle olur arkadaş.

Ayrıca İstanbul Bilişim’in sattığı ürünlere kendi teknik servisinde baktıklarını böylece Dandik HP Türkiye servisine kalmadan HP alabileceğinizi unutmayın. 😃

Az da bilgisayarımdan bahsedip, yazıyı noktalayayım:

2.2 GHZ çift çekirdek 64 bit’lik bir AMD işlemcim var. Cachesi 1MB’cık. 4GB RAM koymuşlar, 8’e kadar da yolu varmış. 😃 ATI bir ekran kartı var ki, şu anda modeline bakmaya üşendim ama 256 yerleşik RAM’i var, sistemi de sömürebiliyor. Acayip şık bir tasarımı var. İki tane de kulaklık çıkışı.

Faks çekecek modemi var ama Bluetooh yok. (Dert de değil.) Wireless var ama S-Video çıkışını atlamışlar, ayıp etmişler. Parmak izi hak getire, ama Multitouch bir ekranı var. Üstelik diğer tabletler gibi bulanık değil, net ve yazması çok kolay. Kablosuz bir kalemi var ama ne yazık ki silgisi yok. (n-trig multitouch ekranlar için henüz kalem tasarlanma aşamasındaymış.) Kart okuyor. DVD yazıyor, 6 hücreli bataryası ile geliyor. 8 de eski bilgisayardan kalan olunca, bayram etmek bana kalıyor. 12.1 inç, miniminnacık ama 1280*800. İki kilocuk.

Yeter bu kadar, az daha anlatırsam nazar değecek kesin.

Herkese iyi geceler. 😃